CISST Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

“Hasta Hakları Günü’nde hükümete çağrı: Mahpusları serbest bırakın”

26.10.2020 tarihinde Mezopotamya Ajansı’nda yayınlanan haberi aşağıda bulabilirsiniz:

“Dünya Hasta Hakları Günü’nünde hükümete seslenen İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü İlhan Öngör, tüm hasta mahpusların serbest bırakılmasını istedi.  Lizbon’da 1981 yılında yapılan 34’üncü Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulu’ndaki Lizbon Bildirisi ile kabul edilen 26 Ekim Dünya Hasta Hakları Günü 29’uncu yılında. Türkiye’nin 1998’de altına imza attığı bildiride, hastanın öncelikle yararının gözetilmesi ve bu konuda her türlü hizmeti alabilmesi gerektiği ifade ediliyor. Böylesi bir günde en çok dikkat çeken şey ise hasta mahpusların durumu oluyor.  Bu bildirinin hasta tutuklulara uygulanmadığını belirten İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü İlhan Öngör, hapishanede bulunan hasta mahpusların durumuna dikkat çekti.  

‘YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLİYOR’ 

Türkiye’nin yıllardır kanayan yarasının hasta mahpuslar olduğunu ve bunun için mücadele ettiklerini söyleyen Öngör, İHD’de olarak 2020 yılının ilk aylarında yayınladıkları hasta mahpus listesinde 591’i ağır olmak üzere bin 564 hasta tutuklunun tespit ettiklerini ancak hasta tutuklu sayısının bu yayınladıkları listenin üzerinde bulunduğuna değindi. Adalet Bakanlığı tarafından tam rakamların açıklanmadığını ifade eden Öngör, “Kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere her gün onlarca ağır hasta mahpusun haberleri yazılı ve görsel basında paylaşılmakta ve ölüm haberleri gelmektedir. İHD olarak bugüne kadar ki tüm söylemlerimizde hasta mahpus sorununun sadece hukuki boyutuyla değil aynı zamanda vicdani ve ahlaki boyutuyla ele alınması gereken bir konu olduğunu, temel haklardan olan yaşam hakkı çerçevesinde soruna yaklaşılması gerektiğini belirttik. Ancak; bu konuda yetkili kurum olan Adalet Bakanlığı ve hükümet, kamuoyunun tüm bu duyarlı seslenişine karşı sessiz kalıp; duyarsız kalmayı tercih etmiştir. Özellikle hasta mahpuslar sorununun siyasi sonuçları açısından kar ve zarar mantığı ile hükümet tarafından yaklaşılmasının sorunun daha da derinleşmesine ve yaşam hakkının ihlaline sebep olmaktadır” dedi. 

‘ÖLÜM DÖŞEĞİNDE TAHLİYE EDİLİYOR’ 

Hasta mahpusların “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen tahliye edilmediğini ve tedavilerinin yapılmadığını belirten Öngör, “Hastaneye gitmeleri için günlerce bekletilmekte yahut gittiklerinde elleri veya ayakları kelepçeli bir şekilde muayene edilmektedirler. Gerekli tıbbi desteği alamayan ve tedavisi yapılmayan hasta mahpusların sağlık durumları gittikçe daha da kötüleşmekte, artık ölüm sınırına geldiğinde tahliye edilebilmektedirler. Ki; bir çok hasta mahpus artık ölüm eşiğine geldiğinde tahliye edilmiş ve maalesef tahliye edildikten bir kaç gün sonra yaşamını yitirmişlerdir” diyerek hükümetin hasta mahpuslara dair uygulamalarını özetledi.

 ‘ADALET BAKANLIĞI SORUMLUDUR’ 

Öngör, bu duruma en iyi örneğin; çoklu organ yetmezliğinden dolayı yaşamını yitiren hasta mahpus Sabri Kaya’yı gösterebileceklerini söyledi. Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ağır hasta tutuklu Kaya’nın, 20 Mayıs’ta hakkında verilen tahliye kararının ardından yaşamını yitirdiğini anımsatan Öngör, Kaya’nın tedavisinin engellendiğini ve Kaya’nın öleceği kesinleştiğinde; “cezaevinde kalamaz” raporu verilerek tahliye edildiğini ancak aynı gün yaşamını yitirdiğine değindi.  Hasta tutukluların; tedavi ve yaşam haklarının ihlal edildiğine dikkati çeken Öngör, “Adalet Bakanlığın görevi, hasta mahpusun ölüm eşiğine gelene kadar mahpusun hapishanede kalmasını değil, hasta mahpusun iyileşmesini sağlayacak tıbbi desteği ve tedaviyi sağlamaktır. Ancak; ilgisizlik ve yeterli gerekli tedavinin yapılmaması hasta mahpusun hastalığını daha da ilerletmekte ve ölümüne sebep olmaktadır. Bu nedenle bu tür benzer ölümlerde birinci dereceden Adalet Bakanlığın pozitif sorumluluğu mevcut olup, koruma yükümlülüğünün ihlalidir. Bakanlık, asıl sorumluluğunun kendisinden kaynaklandığını kabul edecek ve kendisinden kaynaklanan olumsuzlukları ortadan kaldırması gerekmektedir. Ancak bugün itibariyle bakanlığın böyle bir sorumluluk bilinci ile hareket ettiğini söyleyemeyiz” ifadelerini kullandı. 

‘YARAYI DERİNLEŞTİRMEYİN’ 

Öngör, son olarak hükümete şu çağrıda bulundu: “26 Ekim Dünya Hasta Hakları vesilesi ile tekrardan belirtmek isteriz ki; hasta mahpuslar sorunu hukuki boyutu ile beraber  vicdani, insani ve ahlaki bir sorundur. Adli tıp kurumunun tek yetkili olması, hasta mahpusların tedavilerinin yapılmaması  vicdani ve insani bir sorunu kronik hale getirmiş ve toplumsal bir yaranın derinleşmesine neden olmaktadır. Yapılması gereken şey insan onuruna yakışan bir bakış açısı ile yaşam hakkını koruyan hukuki düzenlemelerle acilen hasta mahpusların tedavilerin yapılması ve hasta mahpusların derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.”

Kaynak:http://mezopotamyaajansi25.com/search/content/view/113706?page=1&key=127898eb93a0415a9c53ca6565c9f274

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on 28 Ekim 2020 by in Uncategorized.

Sayaç

  • 274.767 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

Telefon: 0212 293 69 82
Faks: 0212 293 69 82
Danışma: 0212 252 53 11

e-posta: hapistesaglik@cisst.org.tr
e-posta: info@cisst.org.tr

Web sitesi: tcps.org.tr
Web sitesi: cisst.org.tr  
Blog: hapistesaglik.com
twitter: @HapisteNet

 

 

%d blogcu bunu beğendi: