CISST Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

Ağır Hasta mahpuslarda “İnfaz Erteleme”

Hapishanede tutulan ağır hasta ya da bakıma muhtaç bireylere ilişkin mevzuatta çok fazla düzenleme bulunmamaktadır. Bu konudaki temel düzenleme 5275 sayılı İnfaz Kanunu 16. madde de yapılmıştır.

İnfaz Kanunu madde 16 hükümlüleri esas alacak biçimde bu hakkı düzenlemiştir. Tutuklukların devam eden yargılama nedeniyle tedbir niteliğinde tutuklu oldukları ve haklarındaki her türlü salıverilme kararının da ancak yargılamayı yapan mahkemenin yetkisinde olduğu gerekçesiyle İnfaz Kanunu 16. madde çerçevesinde başvuru yapıp yapamayacakları tartışmalıdır. Ancak İnfaz hükümleri durumlarının gerektirdiği -ki bu lehe yorumlanması gereken bir düzenlemedir- hallerde bu yasadaki hükümlerin tutuklu bireylere de uygulanmasını gerektirir. Eğer koşulları gerektiriyorsa tutuklular da madde 16 kapsamında başvuru yapabilmelidir.

Mahpus adına vasisi, yakınları(anne, baba, eş, kardeş çocuklar) doğrudan mahpus adına varsa avukatı yadayakınlarını temsile yetkili bir avukatta bu başvuruyu yapabilir.

Akıl hastalıklarına tutulan mahpuslar dışında kapatılan her bireyin madde 16’de düzenlenen haktan yararlanmak için başvuru yapma hakkı vardır. 

İnfaz Kanunun 16 madde fıkra (1)  akıl hastalıklarına tutulanları özel bir düzenlemeye tabi tutarak bu başvurunun kapsamı dışında değerlendirmiştir. ‘Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57. maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır…’ düzenlemesine yer vermekle yetinmemiş. Madde 16 (2) fıkrasında da ‘…Diğer hastalıklarda…’ ibaresi ile ‘akıl hastalığına tutulmuş’ kişileri açıkça bu başvurunun kapsamı dışında tutmuştur.

Bu madde infaz kanununda   ‘hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi’ üst başlığı ile düzenlenmiştir. Mahpus açısından infazın geçici bir süreyle durdurulması sonucu doğurur, erteleme süresi infaz edilen  cezadan mahsup edilmez.

Başvuru mahpusun tutulduğu  hapishanenin bağlı olduğu Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak yapılır.

Başvuru Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirilir.Bu inceleme sadece yazılı başvuru ile sınırlı değildir, savcılık makamı gerekli gördüğü konularda resen inceleme yapabilir. Ancak uygulamada ilk inceleme genellikle hapishanede her mahpus için ayrı ayrı tutulan ‘sağlık dosyası’ ile sınırlı olmaktadır.

Hangi durumlarda infazın geri bırakılacağı madde 16 fıkra (2) ve fıkra (6) ile düzenlemiştir. Bu fıkralar  yalnızca mahpusun ya da yasada ki tanım ile hükümlünün sağlık durumuna odaklanmaz. Tek başına hastalığın niteliği, kişinin hayatında yarattığı tehlike gibi hususların varlığı ve ispatını ile yetinmez.

“(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.” Burada kriter; sağlık sorunlarının varlığı nedeniyle  hapiscezasının infazına devam etmenin  mahpusun hayatı için ‘kesin tehlike’ teşkil etmesidir. Kendi içinde son derece yoruma açık bir kavram olan ‘kesin tehlike’ kavramı uygulamada kararı verecek olan merciiye çok geniş bir takdir yetkisi vermektedir.

Fıkra (6) ise benzer bir düzenlemeyi hapishane koşullarında hayatını yardımsız sürdüremeyecek durumda olan mahpuslar için yapar : “‘Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından  ağır ve somut  tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir” Burada da bireyin bu engellilik nedeniyle dayanması gereken bedensel acılar veya karşı karşıya kaldığı kısıtlamalar gibi fiziksel olarak tanılanabilecek kriterler değil, cezaevi koşullarında yalnız başına yaşamını idame ettirme gibi son derce yoruma açık bir tanım yapılmaktadır. Bu da;  “Yaşamımızı neleri yerine getirince idame ettirmiş sayılırız?”  gibi bir soruya cevap vermeyi gerektiriyor.

Tüm bunlara  bir de ‘…toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun..’ ibaresi eklenerek maddenin kapsamı iyice daraltılmış olmaktadır. Her ne kadar ‘toplum güvenliği bakımından tehlike’ ibaresi (6) fıkra metninde yer alsa da maddenin bütünü için değerlendirilerek uygulanmaktadır. Yaşamını tek başına idame ettiremeyen ya da infaz koşulları hayati tehlike yarattığı için serbest bırakılması düşünülen bireylerin toplum için ne gibi bir tehlike teşkil edeceği ya da bu tehlikeyi nasıl yaratacağı daha da önemlisi bireyin ‘toplum için tehlike oluşturmayacağını’ nasıl iddia ve ispat edeceği, duruşma bile yapılman sadece savcılık makamı üzerinden yürüyen bir hukuki süreçte cevapsız kalmaktadır . Burada yine karar merciine geniş bir kanaat alanı bırakılmıştır.

Madde 16 uygulanmasında karar mercii Cumhuriyet Başsavcılıkları olmakla birlikte sağlık kurumlarının düzenlediği raporlar fıkra (2) ve (6) belirtilen sağlıkla ilgili kriterleri belirlemek için temel delil niteliğindedir.  İlk tedavi ve teşhisten başlayarak hastalığın doğru, açık ve anlaşılır biçimde anlatılıp belgelendirilmesi bu nedenle hayati önemdedir.

Uygulamada bu tür başvuruların temel dayanağının sağlık durumunu gösterir belgelerden oluştuğu göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun için hapishanede tutulan sağlık dosyasında tüm tedavi ve teşhis belgelerinin yer aldığından emin olunmalıdır. Eğer tedavi ve teşhise ilişkin belgeler eksikse tedaviyi yapan sağlık kuruluşu vs bilgiler eklenerek savcılığın bu belgeleri dosyaya getirerek incelemesi talep edilmelidir.

Bütün belgelerin ve dokümanların başvuru anında hazır olması gerekmemektedir ancak talebin kabulü için başvurunun yeterli tıbbi dokümanla desteklenmesi önemlidir. 

Başvuruyu alan Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı inceleme sonucunda ya bu başvuruyu sebebini de belirtmek koşulu ile reddedecektir ya da bir karar vermek üzere başvuruyu kabul edecektir.

Başvurunun kabulü halinde başvuranın sağlık durumuna ilişkin madde 16 (3) fıkra kapsamında yeniden bir değerlendirme yapılacaktır. “(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. “

İnfazın geri bırakılabilmesi için ; Adlî Tıp Kurumunca veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor olmalıdır. Bu rapor konusunda uygulamada ciddi sıkıntılar mevcuttur. Özelikle Adli Tıp Kurumu  cezaevindekalabilir yada kalamaz gibi değerlendirmeden çok sonuç içeren nitelikte raporlar vermektedir.

Hapishanenin bulunduğu yere göre savcılık başvuranı ya Adli Tıp Kurumuna ya da Adalet Bakanlığınca belirlenmiş hastanelerden uygun olanına sevk edecektir, bu resen yapılan bir işlemdir. Ama başvurucu –uygun koşulları taşımak koşuluyla- sevk edilmek istediği sağlık kurumunu ve sebepleri belirterek talepte bulunabilir. Yada halen tedavi görmekte olduğu hastane yukarıdaki nitelikleri taşıyorsa bu hastanede rapor işlemleri yapılabilir.

Bu aşamada raporun örneği taraflara sunulacağından eksik ya da yetersiz görülen hususlara ilişkin itirazların yapılması ve gerekiyorsa ek rapor alınması için mutlaka başvuru yapılması gerekmektedir. Adli Tıp genelde ‘cezaevinde kalmasında sakınca yoktur’ diyerek kimi zaman tamamen yetkisi dışında raporlar verebilmektedir. Böylesi bir durumda itiraz zorunludur, bu aşamada verilecek rapor daha çok hastalığın genel tanımı ve raporu isteyen kişinin hastalıktan nasıl etkilendiği, hastalığın seyri, olası sonuçları, tedavi koşulları gibi bilgileri içermelidir.

Bütün bu sürecin sonunda eğer Cumhuriyet Başsavcılığı infazın geri bırakılmasına karar verirse yine madde 6 fıkra (3) uyarınca “ Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere,  bir  süre  bulunmadığı  takdirde  birer yıllık dönemlere  göre bu fıkrada yazılı usule uygun  olarak  incelettirilir.  İnceleme  sonuçlarına  göre  geri  bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir. “

Verilen infaz erteleme kararı sonrasında eğer karar (6) fıkra gereği ve mahpusun uzun süreli kronik bir hastalığı veya sakatlığı nedeniyle verilmişse kararda belirtilen sürelere göregerekli tıbbi incelemeler yapılarak bu kararın  uzatılıp uzatılmayacağına karar verilecektir.

Eğer infaz erteleme kararı böyle bir bilgi içermiyorsa yani bir defaya mahsus düzenlenmiş ise kararın bitimine en geç 15 gün kala sürenin uzatılması için kişinin kararı veren cumhuriyet başsavcılığına uzatma istemi ile yazılı  başvuru yapması gerekmektedir. 

Cumhuriyet Başsavcılığı ; İnfaz Kanunun madde 16 uyarınca yapılan bir başvuruyu ilk inceleme aşamasında sadece başvuru anında mevcut raporlar ve belgeler üzerinden reddedebilir. Yada madde 16 (3) fıkra uyarınca Adli Tıp Kurumu raporları alındıktan sora reddedilir veya verilen bir infaz erteleme kararını uzatmayarak ama her durumda gerekçelerini ortaya koyarak reddedebilir.

Bu red kararına karşı ister başvuru yaptığınız yer cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla isterse doğrudan mahpus hakkında hüküm veren mahkemeye itiraz edilmelidir.  Eğer hangi mahkemeye itiraz etmeniz gerektiğinden emin değilseniz itirazınızı doğrudan erteleme istediğiniz Cumhuriyet Başsavcılığına yöneltebilirisiniz o ilgili mahkemeye bu itirazı göndermekle yükümlüdür. 

Mahkemenin vereceği karar kesindir. Bu karara karşı yapılabilecek şey Anayasa Mahkemesi, AİHM gibi olağanüstü kanun  yollarına  başvurmaktır. Bu başvuruların yapılabilmesi içinde iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir.

Bu konuda mutlaka dikkate alınması gereken bir husus da madde 16 çerçevesinde birden çok kez başvuru yapmanın mümkün olmasıdır. Hastalığın her safhasında bu talebi yeniden ileri sürmek hakkı bulunmaktadır.

2 comments on “Ağır Hasta mahpuslarda “İnfaz Erteleme”

  1. lgbtihapiste
    20 Mart 2020

    Reblogged this on HAPİSTE LGBTİ.

  2. Hapiste Yaşlı
    25 Mart 2020

    Reblogged this on Hapiste Yaşlı.

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on 19 Mart 2020 by in Uncategorized.

Sayaç

  • 272.359 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

Telefon: 0212 293 69 82
Faks: 0212 293 69 82
Danışma: 0212 252 53 11

e-posta: hapistesaglik@cisst.org.tr
e-posta: info@cisst.org.tr

Web sitesi: tcps.org.tr
Web sitesi: cisst.org.tr  
Blog: hapistesaglik.com
twitter: @HapisteNet

 

 

%d blogcu bunu beğendi: