Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

“Hapishane nüfusu 230 bin oldu”

1970-2005 yılları arasında Türkiye’deki mahpus sayısı 50 bin civarındaydı. Bu sayı 1980 askeri darbesinden sonra ortalamanın üstüne çıkmış olsa da kısa bir süre sonra sayı tekrar ortalama düzeyine indi. 2005’ten itibaren mahpus sayısında düzenli ve hızlı bir artış yaşanıyor.

Adalet Bakanlığı 2017 verilerine göre Türk cezaevlerinde 229 bin kişi bulunuyor. Bu mahpusların 212 bin 361’i erkek, 9 bin 733’ü kadın, 2 bin 784’ü çocuk. Bu sayı her geçen gün artıyor. Öyle ki mahpuslar ranza olmadığı için yerlerde ya da dönüşümlü uyuyorlar. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) kurucularından Berivan E. Korkut, hasta tutsak sayısının açıklanan, bilinen verilerden çok daha yüksek olduğunu söylüyor. ‘’Tüm başvuru ve girişimlerimize rağmen hasta tutsak sayısı ve durumlarıyla ilgili sağlıklı bilgi almıyoruz’’ diyen Korkut, cezaevlerinde endişe verici düzeyde provokasyon girişimleri olduğuna dikkat çekiyor.

Cezaevindeki 2 bin tutsakla mektuplaşan, sorunlarına çözüm arayan kampanyalar organize CİSST’in kurucu ve yöneticilerinden Berivan E. Korkut ile hapishanelerde ağırlaşan koşullar ve hasta tutsakların durumu konuştuk.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Hapiste Kadın, Hapiste Çocuk, Hapiste Yabancı, Hapiste LGBTİ, Hapiste Öğrenci, Hapiste İşçi, Hapiste Sağlık, Hapiste Roman, Hapiste Engelli ve Ağırlaştırılmış Müebbet olmak üzere tematik çalışmalar yapan bir kuruluş. Merkezi İstanbul’da olan dernek tutsaklarla iletişimi mektuplarla sağlıyor. Türkiye genelinde 128 kapalı, 36 açık cezaevinden yaklaşık 2 bin tutsakla mektuplaşıyor.

Cezaevlerinde yaşanan sorunlarla ilgilenen CİSST 2016 yılında kurulmuş. Dernekte profesyonel çalışanların yanında gönüllü olarak bu işe omuz verenler de var. Dernekte ayrıca hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen stajyer üniversite öğrencileri de çalışıyor. CİSST, Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan sorunları tespit etmenin ve bunlarla ilgili girişimlerde bulunmanın yanı sıra yayın faaliyeti de yapıyor. Şimdiye kadar cezaevi sorununu işleyen 27 yayın çıkarmışlar. Hapishanelerle ilgili akademik çalışmaları destekleyen bir araştırma fonu da oluşturan CİSST, Türkiye’nin ilk ’Hapishane Kütüphanesi’ni de kurmuş.

Aileler için danışma hattı

20 ayrı şehirde 45 avukat CİSST bünyesinde gönüllü olarak görev yapıyor. Dernek, avukatlar aracılığıyla acil durumlarda cezaevlerindeki tutsaklara ulaşabiliyor. Derneğin tutsak yakınları için açmış olduğu bir de danışma hattı var. (Telefon numarası: 0090-212 252 53 11). Bu hat üzerinden mahpus yakınları ve açık hapishanelerde bulunan mahpuslara danışmanlık hizmeti veriyor. Bunlara ek olarak bir de “Haklar ve Talepler için Başvuru Rehberi” (http://basvururehberi.tcps.org.tr) hazırlamış. Tutsaklar ve yakınları hangi talepleri için hangi kuruma gideceklerini ve nasıl bir yol izleyeceklerini bu rehberden öğreniyor.

Tematik ağ grupları oluşturuyor

CİSST, çeşitli sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürütüyor. Konuyla ilgili olara gazetemize bilgi veren derneğin kurucularından Berivan. E Korkut, bu konuda şunları söylüyor: “Dernek olarak mahpusların genel sorunlarının yanında, özel ihtiyaçlı mahpuslarla da ilgili çalışmalar yapıyoruz. Hapiste Kadın, Hapiste Çocuk, Hapiste Yabancı, Hapiste LGBTİ, Hapiste Öğrenci, Hapiste İşçi, Hapiste Sağlık, Hapiste Roman, Hapiste Engelli, ve Ağırlaştırılmış Müebbet olmak üzere tematik çalışmalarımız mevcut. Bu çalışmalar esnasında hapishanelerle doğrudan ilgisi olmayan ama saydığımız özel ihtiyaçlı gruplarla çalışan bütün sivil toplum kuruluşlarını bir araya toplayarak ağlar oluşturmaya çalıştık. Gelinen aşamada birçok tematik ağ grubu oluştuğunu ve bu ağların kendi bünyelerinde çalışmalar yürüttüğünü söyleyebiliriz. Bu çalışmaların en bilenini son dönem 88 kadın örgütünün ortak yürüttüğü ‘Hapishanelerde ücretsiz ped’ kampanyasıdır. Bu kampanya sonrasında Adalet Bakanlığı kadınlara ücretsiz ped sağlanacağını açıklamıştır.”

Basın sansasyonel haber peşinde

Çalışmalarını hiçbir ayrım yapmadan bütün siyasi partilere raporlar ve çözüm önerileri halinde sunduklarını da belirten Korkut, basının tutumundan ise yakınıyor. Bu konuda şunları söylüyor: “Maalesef birçok basın kuruluşu sadece sansasyonel haberler olduğunda hapishanelerle ilgileniyor. Ve bu ilginin çok kısa vadeli olduğunu belirtebiliriz. Bunun yanında hapishane koşullarıyla ilgili çok yanlış bilgilerin aktarıldığını ve haber dilinin ‘mahpuslara’ yönelik ayrımcılık içerdiğini de belirtmemiz mümkün. Bu genel yaklaşımdan bağımsız olarak hapishane sorunları üzerine haber yapan ve bu konuda duyarlılık gösteren basın kuruluşu sayısı oldukça sınırlı. Hapishanelerde yaşanan sorunların kamuoyu gündemine taşınması bizim için gerçekten önemli. Bu sebepten bizimle ilişkiye geçen bütün basın kuruluşlarına elimizden geldiğince bilgi aktarmaya çalışıyoruz.”

2005’ten itibaren tutsak sayısı artıyor!

Türkiye hapishanelerindeki kapasite artışına dikkat çeken ve Türkiye’de mahpus sayısında düzenli ve hızlı bir artış içinde olduğunu ifade eden Korkut, bu konuda ise şunları belirtiyor: “1970-2005 yılları arasında Türkiye’deki mahpus sayısı 50 bin civarındaydı. Bu sayı sadece 1980 askeri darbesinden sonra ortalamanın üstüne çıkmış olsa da kısa bir süre sonra sayı tekrar ortalama düzeyine inmiştir. Fakat 2005 yılından itibaren Türkiye’deki mahpus sayısında düzenli ve hızlı bir artıştan söz etmek mümkündür. 2000 tarihinde 49 bin olan mahpus sayısı Ocak 2016 yılında 182 bine ulaştı. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından yaşanan yoğun tutuklamaların kısmi bir etkisi olmuş olsa da, bu etki 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında çıkarılan yasa maddesiyle ilk aşamada ortadan kalkmıştır ki CİSST olarak biz bu yasa maddesi değişikliğini ‘kısmi af’ olarak tanımlamayı tercih ediyoruz. Darbe girişiminin ardından 30 gün içerisinde 27 bin kişi tutuklandı. Sonraki iki ay içerisinde, 34 bini darbe girişimiyle ilgili oldukları iddiasıyla olmak üzere, tutuklananların sayısı 40 bine çıktı. Buna karşın dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açıklamasına göre, 671 sayılı KHK’dan yararlanacak mahpus sayısı 93 bindir. Bir soru önergesine verilen cevapta, 10.10.2016 tarihi itibarıyla 44 bin 800 mahpus tahliye edilmiş, geriye kalan 55 bin mahpus da orta vadede tahliye edilecektir denilmiştir.”

Yasal düzenleme de artışı durduramadı

2017 yılına gelindiğinde mahpus sayısındaki artışın yasal düzenlemelere rağmen durdurulamadığını belirten Korkut, Adalet Bakanlığı verilerine göre 15 Haziran itibariyle hapishanelerde 85 bin 105 tutuklu, 139 bin 773 hükümlü olmak üzere 224 bin 878 kişinin bulunduğuna dikkat çekiyor. Bu mahpusların 212 bin 361’i erkek, 9 bin 733’ü kadın, 2 bin 784’ü çocuk olduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Türkiye’de tüm hapishane kapasitesinin 202 bin 676 kişi olduğu düşünüldüğünde kapasite fazlasının 22 bin 202 olduğu anlaşılmaktadır. Ekim 2017’ye gelindiğinde Türkiye hapishanelerinin kapasitesi 207 bin 339 iken mevcudu 229 bin 790 kişidir ve kapasite fazlası 22 bin 451’dir. Kapasite arttırışı adı altında koğuşlara birçok hapishane fazladan ranza konulduğu düşünülürse bu sorunun görünenden çok daha ciddi olduğu söylenebilir.”

Provokasyon arayışındalar

Cezaevlerinden yükselen insanlık feryatlarını, sık sık gündeme gelen işkence, baskı, sürgün, sağlık sorunlarını sorduğumuz Korkut, “derneğimize gelen başvurulardan yola çıkarak yaşanan sorunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz” diyor ve uzun bir listeyle şu sıralamayı yapıyor:

*“Kitlesel sevkler yapılıyor; sevkler sonrasında çıplak aramayı kabul etmeyen siyasi mahpuslara yönelik fiziki müdahalelerde yoğun bir artış var.

* Aramalara, yasal zemini olmadığı halde polisler de katılıyor.

*Aramalar, çok provakatif ve keyfi yapılıyor; eşyalara el konuluyor.

* Sohbet ve sportif aktiviteler sınırlandırılıyor veya tamamen yasaklanıyor.

* Birçok hapishanede ailelerin getirdiği veya koliyle gönderilen kitaplar alınmıyor; kantinden kitap alınımı dayatılıyor.

* Yasaklama kararı olmayan dergi ve gazete gibi yayınlar tutsaklara verilmiyor.

* Dilekçe ve mektuplar engelleniyor.

* Tutsakların kişisel eşyalarına el konuluyor.

* Farklı görüşten tutsaklar aynı koridorda ve yan yana koğuşlara konuluyor; aynı görüş alanlarını kullanmaya zorlanıyorlar; aynı ring araçlarında mahkemeye götürülüyorlar.”

Sorun çok çözen yok

Berivan Korkut, cezaevlerinde genel olarak sağlığa erişim hakkıyla ilgili yaşanan ciddi yapısal sorunlar olduğunu belirtiyor. “Bunu ilk günden beridir dile getiriyoruz ve bu sorunları genel başlıklar altında toplamak mümkün” diyor ve şunları ekliyor: “İlk olarak hapishanelerde önleyici tedbirlerin yetersiz olduğundan bahsetmemiz gerekir. Koğuşların yapısı mahpusların sağlığını koruyacak nitelikte değildir. Hapishane binalarının iklim şartlarına uygun olmaması, mahpuslara düşen asgari yaşam alanlarının yeterli olmaması, gün ışığından ve temiz havadan yeterli düzeyde faydalanmamaları, yeterli ve sağlıklı yiyeceğe ulaşamamaları gibi temel sorunlar mevcut. Bu sorunlar son zamanlardaki kapasite artışıyla birlikte iyice büyümüştür.

Aile hekimliği tedavi önünde engel

İkinci olarak hapishanelerde birincil derece sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılar olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle 2009’dan sonra hapishanelerde kurum hekimliği tarafından verilen sağlık hizmetleri aile hekimlikleri tarafından verilmeye başlanmıştır. Bu uygulama, mahpusun birinci derece sağlık hizmetine ulaşması konusunda ciddi sıkıntılara yol açmaktadır. Kapasite artışıyla birlikte bu sorun çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. Son dönem mahpuslar sıklıkla revire çıkarılma konusunda ciddi sıkıntılar yaşadıklarını aktarmaktadırlar. Burada şunu da vurgulamak isteriz ki aslında dışarıda tedavi edilecek ve ağırlaşmayacak birçok vaka hapishane koşullarında tedavi edilememekte ve kişilerin sağlığı konusunda geri dönüşümü olmayan sorunlara yol açabilmektedir.”

Kelepçeli muayene dayatılıyor

Temel bir diğer sorunun da mahpusların hastane sevklerinin zamanında ve düzenli olarak yapılmaması olduğunu söyleyen Korkut; özellikle çoklu ve kronik hastalıkları olan mahpusların tedavileri önündeki en ciddi engellerden birinin bu olduğunu belirtiyor. Hasta mahpusların ring araçlarıyla ve elleri kelepçeli olarak götürülmeleri de son dönemde artış gösteren uygulamalardan biri. Mahpusların hastanelerde tutuldukları bekleme ve muayene odalarının sağlıksız olduğunu da sözlerine ekliyor.

Ranza yok yerlerde yatıyorlar

Berivan E. Korkut, cezaevlerinde son dönemde koğuşlarda kapasite fazlası yüzünden hijyen sorunları yaşandığı, tuvalet ve banyo temizliği konusunda ciddi sıkıntılar olduğu bilgisini veriyor. Mahpusların ranza olmadığı için yerlerde ya da dönüşümlü uyuduklarını, eşya sınırlamasından kaynaklı kişisel temizlikleri konusunda aksaklıklar yaşandığını belirtiyor. Bunlar hapishanelerde salgın hastalık riskini arttırdığına ve hâlihazırda hasta olan mahpusların durumunu olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Ayrıca yemeklerin kalitesinde ve miktarında düşüşün yaşandığını, özellikle diyet yemekleriyle ilgili şikayetlerde artışların olduğunu belirtiyor.

Altı ay revire çıkmayı bekliyor!

Birçok hapishanede revire çıkarılma süresinin 15 günü bulduğunu belirten Korkut, “Ama bazı hapishanelerde 3 ay veya 6 ay revire çıkarılmayan mapuslardan başvurlar geliyor” diyor. Yaşanan kapasite fazlasının aynı zamanda doktorun mahpusla görüşme zamanında ciddi kısıtlamalara da yol açtığını söyleyen Korkut, bunun da mahpusun henüz başlangıç aşamasında olan hastalığının tespit edilmesi veya tedavi sürecinin derhal başlatılması konusunda ciddi engel teşkil ettiğini belirtiyor. Bunun yanında revir doktorlarından kötü muamele gören mahpus başvurularının arttığı bilgisini de veriyor.

357 ağır hasta tutsak var

Korkut, yıllardır devam hasta tutsaklar sorunuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Türkiye’deki hasta mahpus sayısını ve ağır hasta mahpus sayısını tam olarak söylememiz maalesef mümkün değil. Bu konuda yaptığımız bilgi edinme başvurularına sağlıklı cevaplar alabilmiş değiliz. Bu konuda sivil toplumun verebileceği sayılar ancak ulaştıkları ve onlara bilgi aktaran mahpuslarla sınırlıdır. Sivil toplum kuruluşlarının verdiği sayıların sadece buz dağının görünen yüzü olduğunu belirtmek isteriz. Bu konuda yayınlanmış ve ulaşılabilecek en temel liste İHD’nin açıkladığı ağır hasta mahpus listesidir. Bu listeye göre ağır hasta mahpus sayısı 357, hasta mahpus sayısı 1025 dir.”

Tek tip elbise endişelendiriyor

Tutsaklara dayatılan tek tip elbise dayatmasıyla ilgili endişelerini de dile getiren Korkut şunları belirtti: “Tek tip elbise öncelikle kişinin masumiyet karinesinin ihlalidir, kişi daha yargılama aşamasındayken suçlu algısı yaratılıyor. Aynı zamanda kişinin de suçlu kimliğine bürünmesine ve kişinin sahip olduğu tüm diğer kimliklerinden soyutlanmasına yol açılmak istenmektedir. Bu uygulama aslında bir kimliksizleştirme aracı olarak da kullanılmak isteniyor. Guantanamo üzerine bu kadar tartışıp eleştiri yapmış olan hükümetin aslında bu durumu yine Guantanamo üzerinden meşrulaştırması da gerçekten ilginç bir çelişki. Mahpusların tek tip elbiseyi kabul etmemesi durumunda yaşanacaklar da bizi ciddi anlamda endişelendiriyor.”

Yeniden Özgür Politika 07.02.2018

Reklamlar

One comment on ““Hapishane nüfusu 230 bin oldu”

  1. hapistekadin
    23 Şubat 2018

    Reblogged this on Hapiste Kadın.

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Sayaç

  • 224.303 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: