Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

Kamu güvenliği ve sağlık hakkı ikileminde hasta mahpuslar

AV. BEGÜM YILDIZ | Türkiye cezaevlerinde bulunan hasta mahpusların durumu, hapishanelerin cezalandırma sistemleri içerisinde acı çektirme geçmişinden sıyrılamayan bir yıldırma metodu olduğunun en açık göstergesidir. İnsanlar cezaevlerinde ağır hastalıklarına rağmen tutulmakta ve baskın bir otorite tavrı ile sürece yayılmış bir ıstıraba mahkum edilmektedirler

 29 Ocak 2015 Perşembe, 13:25
hastatutsak

Mahpusların sağlık hakkı iki kimlik etrafında tartışılmaktadır. Bunlardan birincisi ulusal mahkemelerin aldığı kararlar neticesinde hapis altında tutulmalarını zorunlu kılan “mahpus” kimliği; diğeri ise sağlık sorunlarının tedavisi için gerekli tıbbi bakım ve tedavi koşullarının sağlanmasını zorunlu kılan “hasta” kimliğidir. Otoriter rejimlerde mahpusluk kimliğinin belirlediği zorunlu yaşam alanı ile hasta kimliğinin gerekli kıldığı uygun tıbbi koşulların olgunlaştırılması sürekli çatışma halindedir. Türkiye cezaevlerinde mahpusluk kimliğini ön planda tutan bir politik anlayışın benimsendiği artan hasta mahpus sayılarından ve yasal düzenlemelerden net olarak görülmektedir.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un, “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” kenar başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrasında, ağır hastalığı bulunan mahkumun cezasının infazının “hayatı için kesin bir risk” barındırıyorsa geriye bırakılabileceği hükmü bulunmaktaydı. Ancak 2013 değişikliği ile ceza infazının geri bırakılmasında, “hayatı için kesin bir risk” koşulu yerine “cezaevinde yaşamını tek başına idame edememe ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmama” kriterleri getirilmiş ve devlet politikası olarak kamu güvenliğini, devletin otritesini temel insan haklarının önüne koyan bir anlayışı benimsemiştir. Bu değişiklikle beraber cezaevinde yaşamını tek başına idame edemeyen mahpusa ilişkin ceza infazının geri bırakılmasına kararı verilmesi için iki kademeli bir yol çizilmiştir. Yeni düzenlemeyle beraber ceza infazının geri bırakılması kararı;

-Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurulları tarafından düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine;

-İnfazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, hasta mahpusa ilişkin, toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmadığı değerlendirmesi sonucunda verilmektedir.

Öncelikle tam teşekküllü hastanelerden alınan bilimsel nitelikli sağlık raporları için Adli Tıp Kurumu’nun onayının alınması, tıbbi alanda kurumlar arasında bir hiyerarşi olmamakla birlikte başkan ve üyeleri siyasi otorite tarafından atanan Adli Tıp Kurumu’nu filli olarak yüksek otorite ilan etmektedir. Diğer yandan tıbbi raporlarla “cezaevinde yaşamını tek başına idame edemez” olduğu tespit edilen bir mahpusun “toplum güvenliğini tehdit etmemesi” gibi devlet otoritesinin şahsında somutlaştığı Cumhuriyet Başsavcısının hiçbir objektif kriteri barındırmayan bireysel değerlendirmesine tabi tutulmaktadır. Mahpusun cezalandırılmasında taraf olan bir merciinin karar verici durumuna getirilmesi anlaşılır değildir. Kaldı ki bir kişinin toplum güvenliği bakımından tehlike yaratıp yaratmadığına ancak yapılacak bir yargılama sonucunda mahkeme karar verebilir.

Hasta mahpusların bu durumu sağlık hakkı yanında “yaşam hakkı” ve “işkence ve insanlık dışı ceza yasağı” da açıkça ihlal etmektedir. Sağlık hakkının karşılığı olan yeterli tıbbi koşullardan faydalanamamasının veya ciddi bir rahatsızlığa yakalanmanın sonucunda ölüm riski ile karşı karşıya kalan mahpuslar için ise “yaşam hakkı” söz konusu olmaktadır. Diğer yandan sağlık ve yaşam hakkının hiçe sayılarak ölümcül derecede hasta olan mahpusun cezaevinde tutulmaya devam edilmesi ise sürece yayılmış, mevcut cezayı aşan, bir işkence halini ortaya çıkarmaktadır ki bu da “işkence ve insanlık dışı ceza yasağı”nı ihlal etmektedir.

Mevcut durumda siyasal otoritenin sübjektif değerlendirmelerine imkan tanıyan anlayıştan biran önce vazgeçilmeli, hasta mahpuslar derhal tahliye edilmeli ve cezaevinden daha fazla tabut çıkması önlenmelidir.

29 Ocak 2015, Gelecek gazetesi

Reklamlar

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 02 Şubat 2015 by in Genel Mahpus Hakları, Hapishanede Hasta Hakları and tagged , , , .

Sayaç

  • 192,030 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: