Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

Hasta Mahpusları Serbest Bırakın, Yaşatın! İmza Kampanyası

sezgihan - bayrampaşa ceza evi (32)“Katı kurallar kaldırılsın. Zira hastalık hızla ilerliyor. Hiç olmazsa evime gideyim. Son kez sobanın yanında uyuyayım.”

Gülay Çetin, tedavi görmek için hapishaneden tahliye olmayı beklerken, 42 yaşında öldü.

Sayın Sadullah Ergin, hasta mahpusların hayatının önündeki Adli Tıp Raporu engelini kaldırın. Hapisteki yüzlerce hasta insanın yaşaması, yapacağınız basit ve insani bir yasal düzenlemeye bakıyor!

Hapisteki insanların sağlık durumlarından dolayı tahliye edilmelerine, Adli Tıp Kurumu değil hastaneler karar vermeli. Halen cezaevinde bulunan ağır hasta bütün mahpuslar en kısa sürede tahliye edilmesini sağlayın! Bırakın, hapishanelerdeki hastalar yaşasın!

İMZALAMAK İÇİN TIKLAYIN:

https://secure.avaaz.org/tr/petition/Hapishanelerdeki_hastalari_disari_cikarin/sign/?aCQHEab

Bu Neden Önemli?

Aşağıda, hapishanede tahliye edilmeyi beklerken, sevdiklerinden uzakta ölen insanların son mektuplarından alıntılar var. Onların sesini herkese duyuralım ki adli tıp raporu zorunluluğu artık kaldırılsın, hapishanedeki yüzlerce hasta böyle ölmesin!

 

Evet, cezaevi zordu. Hele bir yanı var ki daha da zordu. Hastasın ama hastalığını bilemezsin. Kendi adına hiçbir karar veremezsin. Kesilir, dikilirsin. Ne olduğunu yine bilemezsin. Tükendiğini gören arkadaşlarının gözlerindeki çaresizlik bir kezzap suyu gibi yakar içini. Çünkü sen eridikçe, onlar da erir seninle. Ve yine sessizce… Beni zorlayan tek şey, son günlerimde yaşlı anamı ve babamı göremeyişim, onlarla helalleşemeyişimdi. İkisi de çok hasta ve yürümeyecek kadar da takatsizdiler…

(İsmet Ablak, Temmuz 2009’da, 40 yaşında öldü.)

 

Ben 2 yıl hiçbir şey  yiyemedim, uyuyamadım. Hastahaneye sevkim yapılmadı. Mide kanseri olmuşum. Son evreye gelmişim. Gardiyanlar bana “neden yemek yemiyorsun, isyan mı ediyorsun” diyerek tepki gösteriyorlardı. Ben ise her şeyi simsiyah-çamur gibi fışkırır tarzda kusuyordum. Endoskopiye 3 ay sonraya gün verdiler. 3 ay dolunca araç-asker yok denilerek götürülmedim. 6 ay sonra gidince yanlışlıkla safra kesemi aldılar. Şu an yeniden o günleri anımsıyorum ve çıldırıyorum. İçimde organ kalmadı. Katı kurallar kaldırılsın. Zira hastalık hızla ilerliyor. Hiç olmazsa evime gideyim. Son kez sobanın yanında uyuyayım. Sizlerden istirham ediyorum. Sevgiyle kalınız. Çok yoruldum.

(Gülay Çetin, Şubat 2011’de 42 yaşında öldü.)

 

Bazen çok korkuyorum ve başıma ne gelecek bilmiyorum. Burada güvenebileceğim ve konuşabileceğim kimse yok. Çok kilo kaybettim ve kemoterapinin yan etkilerden dolayı sıkıntılarım var ama yaşadığıma şükrediyorum. Benim için yapmaya çalıştığınız her şey için tekrar teşekkür ederim. Şimdi benim için az da olsa umut var, her şey kapkaranlık değil. Tanrı seni ve aileni korusun ve kutsasın.

(Magdalena de Winnaar, Eylül 2012’de 56 yaşında öldü.)

                                                                                      

14 yaşında hapse girip, Temmuz 2010’da 18 yaşında Adli Tıp’tan rapor beklerken lösemiden ölen Abdullah Akçay’la ilgili video: http://video.cnnturk.com/2010/haber/7/23/tahliye-olamadan-losemiye-yenik-dustu

 

Hiçbir suçun cezası bu değil! Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alma zorunluluğu ile yapılan, ağırlaştırılmış idamdır!

 

Yasalara göre eğer cezaevi koşullarında tedavisi mümkün olmayan bir hastalığınız varsa veya kendi kendinize bakamayacak durumdaysanız, tahliye edilmeniz gerekir. O zaman belki dışarıda daha iyi koşullarda iyileşebilirsiniz (iyileştikten sonra cezaevine dönüp kalan cezanızı çekersiniz) ya da en azından sevdiklerinizin yanında ölürsünüz. Fakat bu yasa yetmiyor, çünkü mahpusun durumunun Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi çok uzun sürüyor. Hasta mahpusun acilen tahliye edilmesi gerektiğini söyleyen rapor bazen o öldükten aylar sonra geliyor. Bazen de ATK’nın “cezaevinde tedavi edilebilir” raporuyla hasta mahpuslar orada ölüyor. Gereken raporu alsa bile cezası kesinleşmediği için tahliye edilemeyenler de oluyor. Çünkü bu yasadan faydalanmak için tutuklu değil hükümlü olmak, dosya Yargıtay’a gittiyse hükmün orada da onaylanmış olması gerekiyor!

Hapis cezası sadece hapiste tutulmak demektir. Sağlıksız koşullarda tutulmak, tedavi olamadığın için ölmek demek değildir. Bu korkunç tabloyu değiştirmek için, hasta bir insanın zaman kaybetmeden hapishaneden çıkartılması için devlet hastanelerinin, üniversite hastanelerinin vereceği raporlar geçerli sayılmalı, süreç hızlandırılmalı. Tüm mahpusların canından sorumlu olan Adalet Bakanlığı, onların sağlığını emanet ettiği hastanelere, hasta olduklarını tespit etmek konusunda da güvenmeli. Adli tıp raporuna ihtiyaç olmadığını açıkça belirten bir yasal düzenleme yapılmalı.

İMZALAYIN, destek olun; bu ülkede vicdan sahibi insanların ne kadar çok olduğunu gösterelim; gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını sağlayalım!

İMZA KAMPANYASI: https://secure.avaaz.org/tr/petition/Hapishanelerdeki_hastalari_disari_cikarin/sign/?aCQHEab

Hapiste Sağlık Girişimi’ni twitter’da takip edin! @HapisteSaglik

Reklamlar

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Sayaç

  • 185,545 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: