Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

EYLEMDE SAĞLIK: Lice’de Can kaybı, bir de “karakol hasarı”!!!

29/06/2013 15:20

‘Lice’de savcı karakol hasarıyla daha çok ilgilendi’

İHD Genel Başkan Yardımcısı Avukat Serdar Çelebi, dün Lice’de karakol incelemesi sırasında savcılığın karakol hasarını belgelemekle uğraştığını, karakol etrafındaki kan örneklerinin STK’ların zorlamasıyla aldığını söyledi. Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Aydın da “İncelemenin titizlikle yapıldığı söylenemez” dedi.
 'Lice'de savcı karakol hasarıyla daha çok ilgilendi'</p>
<p>
 Haber: ELİF İNCE -İDRİS EMEN /

Diyarbakır ’ın Lice ilçesindeki Kayacık köyünde karakol yapımlarına karşı gerçekleştirilen yürüyüşe ateş açılması ve Medeni Yıldırım adlı yurttaş hayatını kaybederken 7 kişinin de yaralanmasıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı inceleme başlattı.

Dün savcılığın olay yeri incelemesi sırasında gözlem yapan İHD ve Diyarbakır Baro yetkilileri ise soruşturmanın özensiz yapıldığı kanaatinde.

İHD Genel Başkan Yardımcısı avukat Serdar Çelebi, savcılığın ölü ve yaralılara dair delil toplamak yerine karakola verilen hasarı belgelemekle ilgilendiğini belirtti. Çelebi şöyle konuştu:

“Olay yerine gittiğimizde saat 19.00 civarıydı. Hala ciddi bir inceleme yapılmış değildi. Savcılık, karakol içinden yanan, hasar gören şeylerin görüntüsünü alıyordu. Karakol içinde inceleme yapılıyor, insan ölen yerde yapılmıyor. Olay yerinde deliller muhafaza altına bile alınmıyor, korunmuyordu. Böyle sorumsuzluk olmaz.”

“Karakoldaki yetkililer önce başka yerde bir kavga olduğunu ve ölümün oradan kaynaklanması ihtimalinin yüksek olduğunu söylediler. ‘Havaya sıktık silahı, buradan böyle şey olmaz’ dediler. Biz de ‘Bir insan ölmüş, yaralılar var, yerlerde kan izleri var. Önce kan örneklerinin alınıp kime ait olduğunun tespit edilmesi lazım, karakol mağduriyetinin tespit edilmesi değil’ diye karşı çıktık. Bizim yönlendirmemizle dışarıda inceleme yapıldı, kan örnekleri muhafaza edildi. Fakat geç kalınmıştı, hava karanlıktı. Ne kadar başarılı olunduğunu bilmiyoruz.”

“Gezi olaylarında gaz sıkıldı, herkes eleştirdi. Burada Kürt halkına reva edilen önce kurşun, sonra gaz… Olay yeri görüntülerini inceleyin, insanlar çok farklı şekilde uzaklaştırılabilirdi.”

“Gösteride tek bir pankart vardı, onda da “Savaş değil barış istiyoruz” yazılıydı. Ne o ‘illegal’ dedikleri flamalardan, ne de bayraklardan vardı… İşte o karakoldan bunu diyenlere ateş açıldı.”

“Karakol tel örgülerle çevrili, yüksek duvarlar var, insanların askerlere zarar verme ihtimali yok. Gençler karakolun dışında, inşaat firmasına ait şantiyedeki çadırları ateşe veriyor. Tek yapılan bu. Görüntülere dikkat ederseniz başta asker gaz bombası dahi kullanmıyor, çadırlar ateşe verilince direkt ateş açılıyor… ”

“Karakollar savaşı anımsattığı, savaşın devamı anlamına geldiği için halk demokratik bir tepki gösteriyor. Halk “Ben sana güvenmiyorum, sen savaşı devam ettireceksin” diyor. Üstelik burası bir yol üstü kontrol karakolu, sınır noktası da değil… Bu karakol halka zulm etmek için mi, yoksa vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak için mi bu dağ başında?”

‘SAVCI TEK BAŞINA NE YAPSIN?’
“İHD olarak bu işin yabancısı değiliz, yıllardır içindeyiz, bu bölgede yaşıyoruz… Faili meçhulleri, sokak ortasında yargısız infazları, toplumsal olaylarda yaşamlarını yitirenleri gördük. Bu soruşturmalardan hiçbir şey çıkmadığını da gördük. Barış sürecini bozmak isteyenler olduğundan bahsediliyor, hala ‘provokasyon’ deniyor. Kimse “Neden karakoldan halk üzerine ateş açıldı” demiyor. Eğer halkın devlete karşı güvensizliğinin kırılması isteniyorsa bu olayın aydınlatılması lazım. Açıkçası failin ortaya çıkacağı, soruşturmanın hakkıyla sonuçlandırılacağı ümidini taşımıyoruz. Savcının da tek başına yapabileceği bir şey yok, istediği bilgiler hükümet tarafından ortaya çıkartılmazsa eğer… Roboski’de de “Savcılık soruşturma başlattı” denildi, peki o savcı rüyasında mı görecek neler olduğunu? Başbakanlığa, Genelkurmay’a yazacak, “Bana görüntü gönderin, istihbaratı kim değerlendirdi?” diyecek, bunları soracak. Üstlerinden atmak için soruşturma başlatıldı diyorlar, sorumluluğu tek başına çalışan savcılığa atıyorlar. Vatandaş öncelikli kılınmadıkça, asker ve güvenlik bakış açısıyla ilerlendiği sürece bu olaylar bitmez.”

“Bu şekilde yürütülen soruşturmadan hiç bir şey çıkmaz, fail bulunmaz. Kurşunun asker silahından çıktığı tespit edilse bile ‘meşru müdafaa’ denilip geçilir, Ankara ’da sokak ortasında polis bir insanın kafasına sıktı, meşru müdafaaya sokuldu, tutuklanmadı bile. Eğer yargı işlese karakoldan kimse ateş de etmeye cesaret edemez, vatandaş da ölmez. Bu suçlar cezasız kaldığı, üstü kapatıldığı için böyle devam ediyor…”

JANDARMA KOMUTANI: ‘KİMSE YARALANMADI’
Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Aydın ise Radikal’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Dün akşam saat 22.00 sularında olay yerine gidip incelemede bulunduk. Jandarma komutanı ile savcı olay yerini incelemeye gelmişti, karakolun etrafı şeritlerle kapatılmıştı. Ancak incelemenin titizlikle yapıldığı söylenemez. Çünkü biz jandarma komutanına halkın ateş sonucu yaralandığını söyleyince komutan bize burada kimsenin yaralanmadığı söyledi. Ancak köylüler bize karakol çevresindeki kan izlerini gösterdi. Biz de izleri savcıya gösterdiğimizde savcı olay bölgesinden kan örneğini toplayacağını, ayrıca ateş açılan silahlara da el koyacağını söyledi.”

http://www.radikal.com.tr/turkiye/licede_savci_karakol_hasariyla_daha_cok_ilgilendi-1139683

30/06/2013 2:00|

Önce amcamın oğlu şimdi Medeni…

Lice’deki protestoda ölen gencin amcasının oğlunun da ‘faili meçhul’ kurbanı Kürt işadamı olduğu ortaya çıktı. Hem de kuzeninin doğduğu gün…
Önce amcamın oğlu şimdi Medeni...Medeni Yıldırım liseyi bu yıl bitirmişti. Annesi cenazede resmine dokunarak gözyaşı döktü.

Haber: İDRİS EMEN / Arşivi

Lice’de kalekol protestosu sırasında jandarmanın açtığı ateşle hayatını kaybeden Medeni Yıldırım’ın ablası Nazmiye Yıldırım, 19 yıl önce, üstelik tam da Medeni’nin doğduğu gün, amcalarının oğlu olan Adnan Yıldırım’ın faili meçhul bir cinayete kurban gittiğini söyledi. Radikal’e konuşan Nazmiye Yıldırım, “19 yıl önceki politika devam ediyor. Değişen hiçbir şey yok” dedi.
1994-96 yılları arasında dönemin Başbakanı Tansu Çiller ’in hazırladığı ve ilan ettiği ‘ PKK ’ya yardım eden işadamları’ listesinde olduğu belirtilen pek çok isim, genellikle polis kıyafetli ya da kimlikli kişilerce kaçırılmış ve kısa süre sonra cenazeleri bulunmuştu. Bu işadamlarından birinin Lice’deki protestoda hayatını kaybeden Medeni Yıldırım’ın kuzeni olduğu ortaya çıktı. Gazetemize konuşan Medeni Yıldırım’ın ablası Nazmiye Yıldırım, kuzenlerinin İstanbul ’da polis yelekli kişilerce kaçırıldıktan sonra Savaş Buldan ve Hacı Karay’la birlikte öldürüldüklerini ve cenazelerinin Bolu’da bulunduğunu söyledi.

‘Hiçbir şey değişmemiş’ 

Medeni’nin üniversiteye hazırlandığını ve bir haftalığına köye tatile gittiğini, ancak öldürüldüğünü söyleyen Nazmiye Yıldırım sözlerine şöyle devam etti:
“Barış süreci denilmesine rağmen köyün içine 3 katlı kalekol yapılıyor. İnsanların buna tepki vermesi son derece doğal. Ancak jandarma demokratik yöntemlerle yapılan bir protestoya ateş açmayı kendisinde hak bulmuş. 19 yıl sonra, üstelik ‘barış süreci’ dediğimiz bir süreçte Medeni’nin de amcasının oğlu gibi öldürülmesi devletin Kürtlere olan bakış açısının değişmediğini gösteriyor. Jandarmanın halka ateş açması sonucu Medeni hayatını kaybetti. Otopsi sırasında Medeni’yi görmek istedik. Ancak yetkililer bizi engellemeye çalıştı. Şu ana kadar herhangi bir devlet yetkilisi arayıp bize en ufak bir bilgi dahi vermedi. Bu olayın peşini bırakmayacağız. Bütün aile olarak psikolojik çökmüş durumdayız.’’

Lice’nin dramı: 19 yıl önce amca şimdi yeğen

Diyarbakır Lice’ye bağlı Kayacık Köyü’ndeki karakol inşaatının protesto edilmesi sırasında açılan ateş sonucu dün yaşamını yitiren Medeni Yıldırım’ın, 1994’de faili meçhule kurban giden 3 işadamından Adnan Yıldırım’ın yeğeni olduğu ortaya çıktı
 Lice'nin dramı: 19 yıl önce amca şimdi yeğenMedeni Yıldırım

18 yaşında olduğu açıklanan Medeni Yıldırım, amcası Adnan Yıldırım’ın ölümünden bir yıl sonra dünyaya gelmişti.Lice’ye bağlı Kayacık Köyü’ndeki karakolun yenileme çalışması sırasında dün yapılan protesto sonucu, çıkan arbede ardından karakoldan ateş edilmesi sonrası 1 kişi yaşamını yitirmiş 9 kişi ise yaralanmıştı. Lice Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Medeni Yıldırım (18) ise dün yaşamını yitirmişti.

Hürriyet ‘in haberine göre, dün yaşamını yitiren Medeni Yıldırım’ın işadamı amcası Adnan Yıldırım ise 1994’de iki arkadaşı ile birlikte faili meçhule kurban gitmişti. 3 Haziran 1994 sabahı İstanbul ’daki Çınar Otel’de, polis yelekli kişilerce kaçırılan Adnan Yıldırım, Savaş Buldan ve Hacı Karay’ın cesetleri, 4 Haziran günü Bolu Yığılca İlçesi’nde Melen Çayı kenarında bulunmuştu. Aralarında Yıldırım, Karay ve Buldan’ın da bulunduğu bir çok faili meçhul dosyasını kapsayan soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Savcılığı yürütüyor. Öldürülen 3 işadamından Savaş Buldan’ın eşi Pervin Buldan ise halen BDP Iğdır Milletvekili olarak görev yapıyor. (Hürriyet)

Reklamlar

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on 30 Haziran 2013 by in Uncategorized and tagged , , , , , , .

Sayaç

  • 232.415 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: