Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

EYLEMDE SAĞLIK: Gezi Parkı Direnişinde Kaybettiklerimiz, 12 KİŞİ

27 Mayıs 2013’te İstanbul’da Taksim Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesine izin verilmemesiyle başlayan ve 31 Mayıs’ta polisin barışçı eylemcilere karşı giriştiği sert müdahale üzerine büyüyen Gezi Parkı Direnişi sırasında hayatını kaybedenlerin listesi aşağıda. Artık aramızda olmayan bu insanların hepsi direnişçi değil; ortak noktaları şu: protestolara bu kadar saldırganca müdahale edilmeseydi, şimdi hepsi yaşıyor olacaktı.gezi vefat

Listenin ardından her biri hakkında internet üzerinden derlediğimiz daha geniş bilgiyi paylaşıyoruz. Listeye başka isim eklemek istemiyoruz!

Not: Türkiye’de vatandaşların devletin güvenlik güçleri tarafından öldürülmesi, Gezi olaylarıyla başlamadı ve Gezi’den sonra da devam etti. 22 Aralık 2013’te polisin aşırı gaz kullanımı nedeniyle kalp krizi geçirip komaya giren ve 31 Mayıs 2014’te ölen Elif Çermik, 22 Mayıs 2014’te Okmeydanı’nda cemevinin bahçesinde polis kurşunuyla öldürülen Uğur Kurt, aynı gece yine polis tarafından vurulan Ayhan Yılmaz gibi kayıplar bu nedenle buradaki listede yer almıyor. Gezi’den önce ve sonra polis tarafından öldürülen vatandaşlar hakkında daha kapsamlı bilgi için Baran Tursun Vakfı’nın baransav.org sitesi ile Hafıza Merkezi’nin sitesi http://hakikatadalethafiza.org’a bakabilirsiniz.

Son güncelleme: Berkin Elvan’ı kaybettik. 269 gün sonra. 11 Mart 2014.

Gezi Parkı Direnişi Sırasında Hayatını Kaybedenler

(1) Mehmet Ayvalıtaş, 20, İstanbul, 2 Haziran 2013, Gezi Parkı’na destek için otoyol kapatıldığı sırada üzerine süren aracın çarpması sonucu öldü.

(2) Abdullah Cömert, 22, Antakya, 3 Haziran 2013, eylem sırasında başına aldığı darbe sonucu öldü.

(3) Mustafa Sarı, 27, Adana, 5 Haziran 2o13, polis komiseriydi, eyleme müdahale ederken tedbir alınmamış bir alt geçit inşaatından geçerken düşerek hayatını kaybetti.

(4) İrfan Tuna, 47, Ankara, 6 Haziran 2013, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Gezi direnişine karşı polisin kullandığı aşırı miktardaki biber gazından etkilendiği düşünülüyor.

(5) Selim Önder, 88, İstanbul/İzmir. Taksim civarından geçerken yoğun gaza maruz kaldıktan sonra İzmir’e döndü, birkaç gün sonra hayatını kaybetti. Yakınları gazın kalp yetmezliğini tetiklediğini düşünüyor.

(6) Ethem Sarısülük, 26, Ankara, 12 Haziran 2013. 1 Haziran’da eylem sırasında polis tarafından başından vurularak ağır yaralandı. 12 Haziran’da beyin ölümü gerçekleşti.

(7) Zeynep Eryaşar, 50, İstanbul, 15 Haziran 2013. Avcılar’da yapılan protesto gösterisi sırasında polisin aşırı miktarda gözyaşartıcı gaz kullanmasının ardından kalp krizi geçirdi.

(8) Medeni Yıldırım, 18, Lice, 28 Haziran 2013. Kayacık Köyü’ndeki karakolun yenilenip kalekol yapılmasını protesto eden insanların üstüne askerler tarafından açılan ateşle öldürüldü.

(9) Ali İsmail Korkmaz, 19, Eskişehir, 10 Temmuz 2013. Gösterilerin ilk günlerinde sivil giyimli saldırganlar tarafından feci şekilde dövüldü, başına aldığı darbenin etkisiyle beyin kanaması geçirirken Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde görevli doktorlar tarafından önce polise ifade vermeye gönderildi. 20 saat geciken müdahalenin ardından 1 ay yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybetti.

(10) Ahmet Atakan, 22, Antakya. Ankara’da ODTÜ ve Tuzluçayır’daki protestolara destek vermek için Antakya, Armutlu’da yapılan eylemde polis tarafından kafasından gaz fişeğiyle vurulup, çatıdan düşerek öldü.

(11) Serdar Kadakal, 37, İstanbul. Yaşadığı ve çalıştığı Kadıköy’de emniyet güçleri tarafından yoğun ve yaygın şekilde bibergazı kullanımının ardından kalp krizi geçirerek öldü.

(12) Berkin Elvan, 15, İstanbul. 15-16 haziran gecesi, Okmeydanı’ndaki evinden ekmek almak için çıktı, polisin gaz fişeğiyle başından vuruldu. 269 gün komada kaldı, 15. yaşına komada girdi. 11 Mart 2014’te öldüğünde 16 kiloydu.

MEHMET AYVALITAŞ, 20, İstanbul 1 Mayıs Mahallesi

Mehmet Ayvalıtaş’ın Ölümünün Ardından TTB tarafından yapılan açıklama (3 Haziran 2013)

TTB yurt çapında devam eden gösterilerle ilgili bir rapor yayınladı. Yapılan açıklama şöyle:
Taksim Gezi Parkı’nda tamamen barışçıl olarak başlayan bir çevre duyarlılığı eylemine vahşice saldırılarak karşılık verilmesi sonucu başlayan olaylarda ne yazık ki ilk ölüm haberi geldi. Dün gece İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde, bir otomobilin bütün uyarılara rağmen durmayarak TEM Otoyolu’nda gösteri yapan kitlenin arasına dalması nedeniyle Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) üyesi Mehmet Ayvalıtaş isimli genç hayatını kaybetti.

Öncelikle yaşamını kaybeden genç yurttaşımızın yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.

Açık olarak ilan ediyoruz:

Bu ölümün sorumlusu; günlerdir süren demokratik gösterileri vahşice bir şiddetle durdurmaya çalışan, göstericilerin haklı taleplerine kulak vermek yerine onları “üç beş çapulcu” diyerek tahrik eden; bununla da yetinmeyip “Yüzde elliyi evlerinde zor tutuyoruz” diyerek iç savaş kışkırtıcılığı yapan siyasi iktidardır.
Hükümet’in acilen yapması gerekenler açıktır:
– Polis şiddeti durdurulmalı, polis geri çekilmelidir.
– Binlerce yurttaşımızın yaralanmasına ve Mehmet Ayvalıtaş isimli gencimizin ölümüne neden olan yöneticiler; İçişleri Bakanı, Emniyet Genel Müdürü, İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü, başta Ankara, İzmir, Adana, Eskişehir, Balıkesir, Antalya, Kocaeli olmak üzere vatandaşlara şiddet uygulanan bütün illerin vali ve emniyet müdürleri derhal görevden alınmalıdır.
– Gözaltına alınan bütün yurttaşlar serbest bırakılmalıdır.
– Gezi Parkı halka açılmalı; AVM ve Topçu kışlası yapılması planlarından vazgeçildiği bizzat Başbakan tarafından resmen açıklanmalıdır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı uyarıyoruz:
Taksim Gezi Parkı’nı korumak için demokratik haklarını kullanarak barışçıl bir şekilde gösteri yapan yurttaşlara karşı bu insanlık dışı şiddet, bu zulüm, bu vahşet durmadığı takdirde korkarız ki çok daha fazla can kaybı meydana gelecektir ve bu ölümlerin sorumlusu AKP İktidar olacaktır ve
HİÇBİR SİYASİ İKTİDAR BU ÖLÜMLERİN BEDELİNİ ÖDEYEMEZ!
Türk Tabipleri Birliği olarak yurttaşlarımızın demokratik haklarını kullandığı için öldürülmediği, polis tarafından ölümcül yaralanmalara maruz kalmadığı bir ortam gelişinceye kadar hekimlik hizmetini acil durumlar için yoğunlaştıracağımızı,
Bu şiddetin durdurulması için ülke çapında yapacağımız eylemi diğer emek, meslek örgütleriyle birlikte kararlaştırarak gün içinde kamuoyuna açıklayacağımızı duyururuz.

TTB açıklamasında yaralıların sayıları ve durumları ile ilgili de bilgi verildi:Bir yurttaşımızın ölümünün yanı sıra, İstanbul Tabip Odası’nın İl Sağlık Müdürlüğü’nden aldığı bilgilere göre İstanbul’da hastanede servise yatırılarak tedaviye alınan 26 kişi, hayati tehlikesi olan 2 kişi, yoğun bakımda yatan 5 kişi bulunmaktadır. Müşahadeye alınan ve ayaktan tedavi olan hastalar ile birlikte bu süreçte toplam 880 kişi hastanelere başvurmuştur. Bu rakamlara İstanbul Tabip Odası acil yardım birimlerince tedavisi yapılan 625 kişi eklendiğinde en az 1.485 kişinin yaralanmış olduğu anlaşılmıştır. Bu rakama tespiti yapılamayan, başvurmayan yaralanmaların dahil edilmesi gerekmektedir.

Ankara’daki eylemlerde ise Ankara Tabip Odası’nın hastanelerden meslektaşlarımızın ilettiği bilgiler doğrultusunda elde ettiği verilere göre 15’i ağır olmak üzere en az 414 yaralı bulunmaktadır. Ankara Numune Hastanesi’nde polis saldırısıyla kafasından yaralanan bir genç ölümle pençeleşmektedir.

İzmir Tabip Odası’nın ilettiği verilere göre 2 gün içerisinde hastanelere 420 yaralı başvurmuş, bunların 60’ı ambulanslarla taşınmıştır.

Adana, Eskişehir, Gaziantep, Kocaeli, Antalya ve Hatay başta olmak üzere bir çok il ve ilçede halka karşı gerçekleşen son polis saldırıları sonucunda net rakamını elde edemediğimiz bazıları ağır yüzlerce yaralı ve gözaltı olmuştur, polis şiddeti sürmektedir. Mahallelerde yurttaşlar tepkisini dile getirmek için sokaklara çıkmış durumdadır.

Polisin tavrı yurttaşların sağlığı açısından kaygı vericidir!

Yaralanmaların çoğu, tazyikli suyun ölçüsüz biçimde insan bedeni hedef alınarak kullanılması, biber gazı kapsüllerinin eylemcilerin üzerine sıkılması, doğrudan hedef alınarak direkt fırlatılması ve plastik mermilerin yakın mesafeden ateşlenmesiyle gerçekleşmektedir. Çok sayıda yurttaşımız söz konusu yaralanmalar neticesinde gözünü kaybetmiştir. Kafatası kırığı ve beyin kanaması geçiren, beyninde yabancı cisim bulunan hastalar vardır.

Bilimsel olarak sağlığa zararlı olduğu, altta yatan kimi hastalıkların varlığında ölümcül sonuçlar yaratabildiği bilinen biber gazının toplumsal olaylarda fütursuzca kullanılıyor olması başlı başına bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Bu da yetmezmiş gibi içeriği bilinmeyen başka gazların da kullanıldığı iddiası ortada durmaktadır. İnsan sağlığını bu derece yakından ilgilendiren bir konuda İçişleri Bakanlığı’nın ivedilikle açıklama yapması, kullanılan kimyasalların içeriğini kamuoyuyla paylaşması gerekmektedir.

Ustalık dönemini yaşayan bir iktidarın gösterdiği ustalık kendi halkına saldırmak olmamalıdır. Kontrolsüz polis şiddeti derhal durdurulmalıdır. Halkın demokratik talepleri ivedilikle karşılanmalıdır.

Radikal, 3 Haziran 2013

Mehmet Ayvalıtaş’ın Ölümü İle İlgili İstanbul Valiliği’nden Açıklama

03.06.2013 19:14:00

Ataşehir’de otoyola çıkarak hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş’ın ölümü ile ilgili İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamada “Kaza provokatif amaçlı kullanılıyor” denildi.

Ataşehir’de otoyola çıkarak kazaya karışan aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş ile ilgili İstanbul Valiliği’nden açıklama geldi. Açıklamada, kazaya karışan sürücülerin, şahısların aniden yola çıktıkları ve kaygan zemin nedeniyle duramayarak kazaya karıştıklarını söyledikleri belirtildi. Sosyal medyada olayın provokasyon amaçlı kullanıldığı da vurgulandı.

Mustafa Kemal Mahallesi’nde Mehmet Ayvalıtaş (20) isimli vatanda gösteri yaparken O-1 Otoyolu’na çıkmış ve burada kaza sonucu hayatını kaybetmişti. Kazayla ilgili İstanbul Valiliği’nden açıklama geldi. Açıklamada, “02.06.2013 günü saat 21.30 sıralarında İlimiz Ataşehir İlçesi Mustafa Kemal Mahallesi O-1 Güney Yol 6 numaralı üst geçit civarında yol üzerinde seyir halinde, sürücüsü Cengiz Aktaş olan 34 TFJ 79 plakalı ticari taksiyle, sürücüsü Mehmet Görkem Demirbaş olan 34 ZG 9430 plakalı araç çarpışmışlardır.

Trafik kazası neticesinde, araç sürücüleri Cengiz Aktaş ile Görkem Demirbaş dışında, yola çıkan Mehmet Ayvalıtaş (20) ile Seyit Kartal (17) yaralanmıştır.
Olay yerine gelen ambulanslarla Mehmet Ayvalıtaş Ataşehir Özel Memorial Hastanesi’ne kaldırılırken hayatını kaybetmiş, Seyit Kartal ise Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne intikal ettirilmiştir.

Kazaya karışan her iki şoförün alkol muayenesinde herhangi bir alkole rastlanmamış olup, şahıslar adliyeye sevk edilmiştir.
Şahıslar ifadelerinde, otoyolda seyir halinde iken yola çıkan şahısları görerek frene bastıklarını, ancak havanın yağışlı olmasından dolayı araçların kayarak ve birbirine çarparak durduğunu beyan etmişlerdir.

Söz konusu trafik kazasında hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş isimli vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve tedavisi devam eden Seyit Kartal’a acil şifalar temenni etmekteyiz. Ancak bu trafik kazasının sosyal medyada kimilerince suiistimal edilerek provokatif amaçlarla kullanılmak istendiği üzülerek müşahede edilmiştir.” denildi.
haberevet, 3 haziran 2013

ABDULLAH CÖMERT, 22, Antakya

GEZİ EYLEMİNDE ÖLDÜ

Hatay’da gezi parkı eyleminde bir vatandaşın kimliği henüz belirlenemeyen kişinin açtığı ateş sonucu yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği bildirildi. Cömert, ölmeden önce yayınladığı twitinde “3 defa ölüm tehlikesi” atlattım yazdı. CHP Hatay milletvekili Hasan Akgöl’ün ölümün başa isabet eden iki darbeyle gerçekleştiğini söyledi.

Hatay Valiliği internet sitesinden yapılan açıklamada, 3 Haziran 2013 Pazartesi günü saat 23.35 sıralarında, merkeze bağlı Armutlu Mahallesi’nde Abdullah Cömert isimli vatandaşın kimliği henüz belirlenemeyen bir kişinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandığı belirtildi.   /_np/9575/20369575.jpg

Yaralı vatandaşın kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiği, olayla ilgili güvenlik güçleri tarafından geniş çaplı inceleme başlatıldığı kaydedildi.

Cömert’in cenazesi, ailesi ve 5 bin kişilik kalabalık tarafından Özel Akdeniz Hastanesi morgundan alındı. ’Hükümet istifa’ sloganları eşliğinde cenaze aracına konan cenaze, Armutlu Mahallesi’ndeki Armutlu Camii’ne konvoy eşliğinde götürüldü. Buradaki törenin ardından Cömert’in cenazesi Armut Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Abdullah Cömert’in son mesajları…

CHP’Lİ AKGÖL: KURŞUNA DEĞİL, BAŞINDA İKİ DARBEYLE ÖLMÜŞ

CHP Hatay Milletvekili Hasan Akgöl, Hatay’ın Antakya İlçesi’nde dün akşam düzenlenen Gezi Parkı eylemi sırasında açılan ateşle öldüğü belirtilen 22 yaşındaki Abdullah Cömert’in kurşunla değil, başına isabet eden iki darbeyle yaşamını yitirdiğini söyledi.

Bir televizyon kanalının yayınına telefonla bağlanan Milletvekili Akgöl, Hatay Valiliği, İl Jandarma Komutanlığı başta olmak üzere yetkili birçok kurumun Cömert’in ölümünün ’Nereden geldiği belli olmayan bir kurşun’ olarak açıklandığını hatırlattı. Akgöl, “Az önce otopsi tamamlandı. Yapılan bütün tetkiklerde ölümün önden ve arkadan başa alınan darbeler sonucu olduğu görüldü. Vücutta herhangi bir kurşun izi tespit edilemedi” dedi.

hürriyet, 4 Haziran 2013

İRFAN TUNA, 47, ANKARA

Polisin gazı temizlik işçisini öldürdüAnkara’da dün gece Kızılay’da yaşanan gazlı-TOMA’lı polis saldırısı bölgede bulunan bir dersanede temizlik görevlisi olarak çalışan İrfan Tuna’nın ölümüne yol açtı. Gaza bağlı kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiği öğrenilen İrfan Tuna, bugün Sincan Mezarlığı’nda toprağa verildi.Greve çıkan kamu emekçilerinin Kızılay’daki eylemine akşam saatlerinde müdahale eden polis, saldırısını beş saate yakın, Kızılay ve civarındaki tüm caddelerde sürdürdü. Halkın da yoğun direniş gösterdiği olaylar sırasında polis Sakarya Caddesi ve Tuna Caddesi’nin bulunduğu tüm sokak ve caddelerde yoğun gaz bombası ve tazyikli su saldırısını devam ettirdi.Buna maruz kalanlardan biri de bölgedeki bir dersanede bir aydır gece çalışan temizlik işçisi İrfan Tuna oldu.

47 yaşındaki Tuna, son bir haftadır sürekli biber gazına maruz kalıyordu. Yakınlarının ve dersane çalışanlarının anlatımına göre Tuna dün akşam gaz bombalı saldırının ardından yanındaki arkadaşına rahatsız olduğunu söyledi.

Rahatsızlığı artınca arkadaşı ile çıkıp, temiz havalı bir yere gitmek isteyen Tuna ve arkadaşı dışarıda polisin yine gaz bombası ve tazyikli su saldırısıyla karşılaşınca dersaneye geri döndü. Dersaneye kalbini tutarak giren Tuna, bir sandaleyeye oturarak “iyi değilim” dedi. Rahatsızlığının artması üzerine arkadaşları ambulans çağırdı. Polisin yolları kapatması ve saldırıları nedeniyle ambulansın 25 dakikada ancak geldiğini belirten arkadaşları, Tuna’nın hastaneye kaldırıldığını ancak kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi.

Savcılık da “maruz kaldığı gazın kalp krizini tetiklediği” iddiasının araştırılması için otopsi istedi. Savcılık soruşturma başlattı. Tuna’nın cenazesi bugün Sincan’da ailesi, yakınları ve çalışma arkadaşlarının katıldığı törenin ardından toprağa verildi.

Olayla ilgili İnsan Hakları Derneği devreye girdi. İHD Genel Sekreteri İsmail Boyraz da savcılığın gazdan şüphelendiği için Adli Tıp’a gönderdiğini söyledi. “Adli Tıp raporunun nasıl çıkacağını bilemiyoruz ama gaza maruz kaldığı için ölümün yaşandığını düşünüyoruz” diyen Boyraz, olayın takipçisi olacaklarını söyledi.

Evrensel.net, 6 Haziran 2013

MUSTAFA SARI, 27, ADANA

Şehit komisere veda

Adana’da, Taksim Gezi Parkı protestolarına destek vermek için AK Parti İl Başkanlığı önünde toplanan gruplara müdahale ederken alt geçit inşaatından düşerek şehit olan Komiser 27 yaşındaki Mustafa Sarı’nın cenazesi, Osmaniye’nin Düziçi İlçesi’nde toprağa verildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Muammer Güler’i telefonla arayıp, konuştuğu şehit babası İbrahim Sarı ile eşi Eda Sarı’ya başsağlığı dileğinde bulundu.Adana Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde görevli şehit Mustafa Sarı’nın Düziçi Devlet Hastanesi’nden alınan cenazesi son kez Uzunbanı Mahallesi’ndeki baba evine götürüldü. Burada yakınlarına gösterilen Sarı’nın naaşı tören için İrfanlı Camii’ne nakledildi. Törene şehit komiserin ailesi, yakınları, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, Adana Bölge Jandarma Komutanı Tuğgeneral Hamza Celepoğlu, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar, Adana Emniyet Müdürü Ahmet Zeki Gürkan, Osmaniye Emniyet Müdürü Tayfur Erdal Ceren, meslektaşları ile yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Komiser Sarı’nın 4 aylık hamile olan öğretmen eşi Eda Sarı, annesi Elif Sarı ile babası İbrahim Sarı tören boyunca metanetli görünmeye çalıştı. Zaman zaman gözyaşlarına hakim olamayan anne Elif Sarı, “Oğlum buraları çiçeklerle donatmışlar. Sen de bir çiçektin” dedi.Osmaniye Müftüsü Ramazan Çortul, şehit için cenaze namazı kıldırdı. Sarı’nın cenazesi meslektaşlarının omuzlarında bir süre taşındıktan sonra götürüldüğü Çamiçi Şehitliği’nde gözyaşlarıyla toprağa verildi. Bakan Güler, tabuta sarılı Türk bayrağını öperek eşi Eda Sarı’ya teslim etti.Başbakan Erdoğan BAŞSAĞLIĞI DİLEDİBu sırada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Güler’i telefonla arayarak şehidin ailesi ile görüşmek istediğini bildirdi. Erdoğan, Güler’in cep telefonuyla görüştüğü baba İbrahim Sarı ve eşi Eda Sarı’ya başsağlığı dileğinde bulundu.Mezarlık çıkışında açıklama yapan İçişleri Bakanı Muammer Güler, şunları söyledi:”Bu olayların biran önce bitirilmesi konusunda herkesin sağduyulu olmasını bekliyoruz. Emniyet teşkilatımız her türlü fedakarlığı göstererek görevini 24 saat büyük zorluklara rağmen yürütmeye çalışıyor. Bu kargaşadan rant elde etmeye çalışanların hesabı tutmaz. Kargaşadan kimseye fayda gelmez. Bunun kime zararı kime faydası olduğunu düşünürsek, bunun akli selim muhasebesini yaparsak, bunun milletimize faydası olmadığı açıktır. Kimseye faydası yoktur. Ama çekemeyenlere memleketimizin ilerlemesini istemeyenlere, daha doğrusu düşmanlarımıza faydası vardır. Düşmanlarımızı sevindirmeyelim. Birbirimize düşmeyelim. Aramıza fitne sokmak isteyenlerin de oyununa gelmeyelim. İnşallah bunlar ibret olur. Şehidimizi bu olayların bitmesi için örnek olur. Ve bir daha bunun canlı örneğini yaşamayız inşallah.”GEZİ PARKI DA UNUTMADI

Adana’da şehit olan komiser Mustafa Sarı, Taksim’deki Gezi Parkı eylemcileri tarafından da unutulmadı. Ağaçlara asılan temsili cadde isimleri arasında, “Komiser Şehit Mustafa Sarı Caddesi” ibaresine de yer verildi.
Hürriyet, 8 Haziran 2013
SELİM ÖNDER, 88, İstanbul

Hürriyet yazarı Ayşe Arman, bugün Gezi eylemine katılmadığı halde polisin sıktığı gazdan etkilenerek hayatını kaybeden 88 yaşındaki müzisyen Selim Önder’in kızı Ayşe Önder ile konuştu.

Önder, Arman’a şunları anlattı:

Nasıl oldu?

Gümüşsuyu’nda oturuyorum. O gün kalktık kahvaltımızı yaptık. Babam, “Mısır Çarşısı’na gidip, bal alacağım” dedi. İzmir’deki arkadaşlarına hediye götürmek istiyordu. Biz kardeşimle New York’ta bir workshop’a katılacaktık. Konsolosluğa gittik, onlar da her zamanki gibi Fındıklı’ya inip, tramvayla Eminönü’ne geçtiler. Her işlerini kendileri görebilen insanlar. Bir de babam yaşlı muhabbetini sevmez, bizim arabayla götürmemizi reddetti.

Sonra?

Mısır Çarşısı’nın dibindeki camide abdest alıp, namazlarını kılmışlar. Sonra ballarını alıp, otobüsle dönmüşler. Fakat polis yolu kapadığı için, Harbiye’de inmek zorunda kalmışlar. Çaresizlikten yürüyerek dönmeye karar vermişler. Ve bir anda, aşırı gaza maruz kalmışlar. Kutlu Sokak’ın yanında merdivenler vardır. Polisten kaçan gençler, annemle babamı o halde görünce, kaçmayı bırakıp, yardım etmişler. Onlara da çok müteşekkirim. Başbakan’ın “çapulcu” olmakla suçladığı o gençler, kucaklıyorlar bizimkileri, eve kadar getiriyorlar.

Sonra n’oldu?

Biz de eve döndük. Ortalık biraz yatışınca, ben indim, direkt polislere gittim, “Yazık değil mi, sıkıyorsunuz bu gazları, insanların sağlıkları etkileniyor, benim babam 88 yaşında” dedim. “Hanımefendi, uzatmayın” dediler. O kadar sinirliydim ki, başka bir polis grubuna gittim, onlar da, “Haklısınız ama emir yukarıdan geliyor” dedi. Sonra tekrar eve döndüm.

Babanızın sağlığı nasıldı?

“Nefes almakta biraz zorlandım” dedi. Ertesi gün de İzmir’e gittiler. O dinç adam, o hayat dolu adam bizi arayıp, “Ya bu gaz bana dokundu” dedi, “Kendimi iyi hissetmiyorum” dedi, birkaç gün sonra hastaneye kaldırıldı, yoğun bakım, morg…Babamı kaybettik. Kanlı canlıbabam gitti…

Allah rahmet eylesin. Çok fenaymış. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu olup biteni?

Değerlendiremiyorum. İnanılmaz bir üzüntü içindeyiz. Tamam, hayat bu, her şey olabilir. Ama o kadar açık ki, yediği gazlar babamın ölümünü hazırladı. Muhtemelen solunumu bozdu ve kalp yetmezliğini tetikledi. Pisi pisine babamı kaybettik. O yüzden polislere gidip, “Siz ne yapıyorsunuz? Karşınızdakiler insan” demiştim. İnsanlara, böcekmiş gibi biber gazı sıkarlarsa böyle olur. Her yerde yazıyor, “Ölümle sonuçlanıyor” diye, biz bizzat yaşadık. Yoğun yaşadığı yerlerde bu kadar orantısız gaz uygulamak suç olmalı.

Haberby, 28 Haziran 2013

ETHEM SARISÜLÜK, 26, Ankara

26 yaşındaki Ethem Sarısülük, gösterilerin ilk günlerinde Kızılay’da Yeni Karamürsel’in önünde başından yaralandı. Arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılan Sarısülük’ün başında plastik mermi ya da gaz bombası fişeği olamayacak bir metal cisim olduğu tespit edildi. Ancak Sarısülük’ün ameliyat olması halinde hayatını kaybetmesi riskinin yüksek olduğunu değerlendiren doktorlar, yoğun bakımda tutma kararı aldı. Sosyal medyada beyin ölümü gerçekleştiği iddiasına karşın avukatı Bayraktar, beyin ölümünün gerçekleşmediğini söyledi.

Olayla ilgili soruşturmayı yürüten savcı Veli Dalgalı, olay yerinde keşif yaptı. Keşfe olayın üç tanığı ve avukat Bayraktar da katıldı. Yaklaşık 4 saat süren incelemelerin ardından savcı ve bilirkişi heyeti, olay yeri keşif tutanağını hazırladı.

‘Hedef alarak ateş edildi’

Keşif tutanağında, emekli asker olan tanık, “Sarısülük’ün kalabalığın içinde olduğu sırada, Çevik Kuvvet’ten üniformalı bir polisin ateş ettiğini gördüğünü” anlattı. Emekli asker tanık, “aynı polisin, birkaç el ateş ettiğini ve Sarısülük’ün yere düştüğünü” söyledi.

Savcı, bilirkişilerden merminin sekerek Sarısülük’e gelebileceği bir konum olup olmadığını sordu. Bilirkişiler ise merminin sekebileceği bir konum bulunmadığını bildirdi. Bilirkişilerden kapsamlı rapor isteyen savcılık, Emniyetten de hem görüntüleri hem de ilgili polis memurunun ismini istedi. Ancak bu talebe Emniyet’ten 6 gün geçmesine rağmen henüz yanıt gelmedi.

Tanık: Polis silahla vurdu

Olayın tanıklarından İsmail Kızılçay, Sarısülük’ün Çevik Kuvvet polisi tarafından Güvenpark ve YKM arasında kalan yolda vurulduğuna tanık olduğunu söylemişti. Kızılçay, “Alandan geçerken vurulan arkadaşa çevik kuvvet tarafından ateş edildiğini gördüm. Arkadaş yere düşünce 112’yi arattırdım. Yoldan ambulans geçiyordu, durdurduk ve yaralı şahsı hastaneye götürdük” demişti.

Ateş eden tek bir polis

Avukat Bayraktar, VATAN’a yaptığı açıklamada, savcılığın kamera görüntülerini birleştirdiğinde tek bir polisin, bulunduğu gruptan ayrılarak ve kalkanını yere bırakarak göstericilerin üzerine yürüdüğünü, önce bir kişiye tekme attığını ve ardından da havaya ve göstericilerin üzerine ateş ettiğinin görüldüğünü söyledi. Tanıkların da Sarısülük’ün vuruluş şeklini ve polis tarafından vurulduğunu anlattığını belirten Bayraktar, “Yetkili Emniyet amirleri aradan geçen sürede bu ismi bildirmediği için suçu ve suçluyu koruma suçunu işliyor” dedi.

Kaynak: 7 24 hukuk

Ethem Sarısülük’ün başından mermi çekirdeği çıktı

Polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük ve aile avukatı Kazım Bayraktar, Ethem’in başından çıkan cismin mermi çekirdeği olduğunun kesinleştiğini söyledi.
Ankara’da 1 Haziran’da Gezi Parkı eylemleri sırasında polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük’ün cenazesi, otopsi için Keçiören Adli Tıp Kurumu’nda bekletiliyor. Burada biraraya gelen yüzlerce kişinin bekleyişi sürerken, “Asla unutmayacağız Ethem Yoldaşı” yazılı dev pankart Adli Tıp Kurumu binasının duvarına asıldı. Otopsiye ilişkin kısa bir açıklama yapan Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük, kardeşinin katilinin devlet ve polis olduğunu söyleyerek, “Bu şekilde bilinmelidir. Otopsi şu an devam ediyor; ama kardeşimin başından çıkan mermi çekirdeğidir” dedi. Sarısülük’ün konuşmasından sonra çok sayıda kişi “Katil devlet hesap verecek” sloganını attı. Daha sonra kısa bir açıklama yapan Sarısülük aile avukatlarından Kazım Bayraktar, Ethem’in kafatasında mermi çekirdeği olduğunun kesinleştiğini dile getirerek, bu net bilgiyi basın mensuplarına vermek istediklerini söyledi.

Otopsi işlemi tamamlandıktan sonra Sarısülük’ün cenazesi, Batıkent Cem Evi’ne götürülecek. Sarısülük için yarın cenaze töreni gerçekleştirilecek. DİHA Yüksekovahaber.com

Ethem Sarısülük’ün ailesi yarın saat 12.30′da vurulduğu YKM önünde buluşacak, buraya karanfiller bırakılacak. Saat 13.30′dan YKM önünden Sıhhiye Meydanı’na yürüyüş düzenlenecek. Daha sonra Batıkent Cemevi’nde cenaze töreni gerçekleştirilecek ve ardından annesinin isteği üzerine Sarısülük’ün naaşı, memleketi Çorum’a uğurlanacak.
kaynak: twitter @sfkfeminist

Ethem Sarısülük Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Beylice Köyü’nde 1987’de dünyaya geldi. 35 haneli bu köyden aile erkenden çıktı, Ankara’ya yerleşti. Ethem, OSTİM’de 13 yaşında işçiliğe başladı. Ekmeğini alınteriyle kazandı. Kızılay’da sevgililerin buluşma yeri diye bilinen YKM önünde bir gündüz vakti başından vuruldu. Onu vuran polis devletin resmi tabancası ile bu vahşi cinayeti işledi. Dün açıklanan otopsi raporuna göre canım Ethem’in beyninden bir kurşun çıktı. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek  TV’ye çıktı, onu arkadaşlarının attığı taş öldürdü’ diye yalanlar attı. Utanmadı, vurulduğu yere ‘Türk polisine teşekkür ederiz’ pankartı astı. Bugüne dek katil polisin ifadesi bile alınmadı, kimliği daha açıklanmadı. (Cenazenin ardından, Dersim CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün @huseyinaygun62 twitter hesabından paylaştığı bilgiden derlendi.)

Zeynep Eryaşar, 50, İstanbul

Dün Taksim Gezi Parkı’nda yapılan saldırının ardından parkta olan damadı ve çocukları için Avcılar’dan başlayan yürüyüşe katılan Zeynep Eryaşar kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

16 Haziran 2013 Pazar 12:29

Gezi eyleminde bir can kaybı daha

Dün akşam halkın sokağa döküldüğü yerlerden biri olan Avcılar’da bir kadın hayatını kaybetti.

Taksim Gezi Parkı’na yönelik polis saldırısının ardından Avcılar’da sokağa çıkan halka yönelik saldırıda bir kişi yaşamını yitirdi.

Alınan bilgiye göre, Avcılar’da dün akşam düzenlenen eyleme polis gaz bombasıyla saldırdı. Polisin saldırısı sırasında 50 yaşındaki Zeynep Eryaşar’ın kalp krizi geçirdiği öğrenildi.

Eryaşar için bugün saat 15.00’da Avcılar’da bulunan Garip Dede Cemevi’nde cenaze töreni düzenlenecek. Kangal Dernekler Federasyonu, cenazeye katılım çağrısı yaptı.

Kaynak: yurt gazetesi, 16 Haziran

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun basın açıklamasından:

Maalesef eylemler nedeniyle 4’ü eylemci, biri polis biri de temizlik işçisi olmak üzere 6 kişi de yaşamını yitirmiştir. Ölümlerin ikisi doğrudan polisin saldırısı gerçekleşmiştir.

3 Haziran 2013 tarihinde Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’da Taksim Gezi Parkı protestoları sırasında 22 yaşındaki Abdullah Cömert hayatını kaybetti. Yapılan otopside ölümün başa alınan iki darbe ile gerçekleştiği belirtildi. Kafa arkasına aldığı darbe sonucu kafatası kırığı ve üzerinde yarım ay şeklinde 4 santimetre çapında kemiğe kadar ulaşan yırtığa rastlandığı belirtildi. 21 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş, 2 Haziran 2013 tarihinde İstanbul’un Ümraniye İlçesi’nde eylemcilerin arasından geçmeye çalışan bir aracın altında kalarak yaşamını yitirdi. Adana’da ise 5 Haziran 2013’te alt geçit köprüsünden düşen Komiser Mehmet Sarı ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Ankara’da Kızılay Meydanı’na yakın bir dersanede temizlik görevlisi olarak çalışan İrfan Tuna (47) 5 Haziran 2013’te polisin eylemcilere yönelik yoğun gaz bombalı saldırısının ardından rahatsızlandı. Bölgenin gaz bombalarının yaydığı dumanla kaplı olması nedeniyle temiz hava alamayan ve polisin yolları kapatması nedeniyle ambulansın geç gelmesi nedeniyle İrfan Tuna kaldırıldığı hastanede geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. İrfan Tuna’nın ölümüne gaz bombalarının neden olup olmadığı Adli Tıp Kurumu’nun raporu sonucu anlaşılabilecek.”

-3 BİN 244 GÖZALTI-

Ankara’daki eylemlerde ortaya çıkan kamera kayıtları sonucu kimliği gizlenen bir polis memurunun silahından çıktığı ileri sürülen kurşunla ağır yaralanan Mehmet Ethem Sarısülük (26) adlı işçinin beyin ölümünün 12 Haziran 2013’te gerçekleştiğini belirten Tanrıkulu, “Ethem Sarısülük’ün doğrudan bir polis memuru tarafından açılan ateş sonucu öldüğü yapılan otopsi sonucu ortaya çıkmıştır. Avcılar İlçesi’nde de yoğun gaz bombası kullanılması sonucu protesto eylemlerine katılan Zeynep Eryaşar (50) kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Tüm Türkiye’de 17 Haziran 2013 tarihi itibariyle gözaltına alınanların sayısı ise Türkiye İnsan Hakları Vakfı verilerine göre 3 bin 224’e ulaşmıştır. Şu ana kadar tutuklanan kişi sayısı ise 6’dır. 48 kişinin gözaltına alınmasına twitter mesajları gerekçe gösterilmiştir” dedi.

Milliyet, 21 Haziran 2013

medeniyıldırımMEDENİ YILDIRIM, 18, Lice

Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki Kayacık Karakolu’na ek binalar yapılmasını protesto etmek isteyen halkın üzerine asker tarafından ateş açıldı. Açılan ateş sonucunda Medeni Yıldırım hayatını kaybetti. Müdahale nedeniyle yaralanan 8 kişi Lice Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Lice’deki karakol inşaatını protesto etmek isteyen bir grup, karakol yakınında bulunan işçilerin kaldığı çadırları ateşe verdi. Halk daha sonra karakola doğru yürümeye başladı. Karakol yakınlarında basın açıklaması yapan kitle içerisinden bir grubun, inşaat halindeki binalara molotof ve taş atmasının ardından askerler tarafından kitle üzerine ateş açıldı.

T24′e konuşan BDP Lice İlçe Başkanı Harun Erkuş, “Barış umudumuz var. Ancak yeni karakolların yapılması bizi kaygılandırıyor. Basın açıklamsından sonra kitle içerisinden çocuklardan oluşan bir grup inşaat halindeki binalara taş ve molotof attı. Askerler de kurşun yağdırdı. Beton yığınlarına molotof ve taş atılmasına kurşun mu yağdırılır?” dedi.

Erkuş’un konuşmasının satır başları şöyle:

“30 seneden beri süren bir savaş vardı. Binlerce insan faili meçhule gitti. Gözaltına alındı, işkenceye uğradı. Barış sürecinin korunmasını istiyoruz. Yeni karakolların yapılması, bu sürece karşı güvensizlik yarattı. Aylardır asker ve gerilla cenazesi gelmiyordu”

“Kesinlikle böyle bir müdahale beklemiyorduk. Acımasız bir saldırı yapıldı. Yalnızca çocuklar taş attı. İçlerinden bazıları da molotof attı. Beton yığınlarına molotof ve taş atılmasına kurşun mu yağdırılır? Böyle silahla yapılan bir saldırıyı anlamakta zorlanıyoruz.”

t24, 28 Haziran 2013

Lice’nin dramı: 19 yıl önce amca şimdi yeğen

Diyarbakır Lice’ye bağlı Kayacık Köyü’ndeki karakol inşaatının protesto edilmesi sırasında açılan ateş sonucu dün yaşamını yitiren Medeni Yıldırım’ın, 1994′de faili meçhule kurban giden 3 işadamından Adnan Yıldırım’ın yeğeni olduğu ortaya çıktı
 Lice'nin dramı: 19 yıl önce amca şimdi yeğenMedeni Yıldırım

18 yaşında olduğu açıklanan Medeni Yıldırım, amcası Adnan Yıldırım’ın ölümünden bir yıl sonra dünyaya gelmişti.Lice’ye bağlı Kayacık Köyü’ndeki karakolun yenileme çalışması sırasında dün yapılan protesto sonucu, çıkan arbede ardından karakoldan ateş edilmesi sonrası 1 kişi yaşamını yitirmiş 9 kişi ise yaralanmıştı. Lice Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Medeni Yıldırım (18) ise dün yaşamını yitirmişti.

Hürriyet ‘in haberine göre, dün yaşamını yitiren Medeni Yıldırım’ın işadamı amcası Adnan Yıldırım ise 1994’de iki arkadaşı ile birlikte faili meçhule kurban gitmişti. 3 Haziran 1994 sabahı İstanbul ’daki Çınar Otel’de, polis yelekli kişilerce kaçırılan Adnan Yıldırım, Savaş Buldan ve Hacı Karay’ın cesetleri, 4 Haziran günü Bolu Yığılca İlçesi’nde Melen Çayı kenarında bulunmuştu. Aralarında Yıldırım, Karay ve Buldan’ın da bulunduğu bir çok faili meçhul dosyasını kapsayan soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Savcılığı yürütüyor. Öldürülen 3 işadamından Savaş Buldan’ın eşi Pervin Buldan ise halen BDP Iğdır Milletvekili olarak görev yapıyor. (Hürriyet)

ALİ İSMAİL KORKMAZ, 19, Eskişehir

Eskişehir’de Gezi eylemlerinde sivil giyimli eli sopalıların dövdüğü 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz hayatını kaybetti. Failler belirsiz. Savcıya verilen görüntü kayıtları ise “hasarlı” çıktı.

Eskişehir – BİA Haber Merkezi
10 Temmuz 2013, Çarşamba 12:17
BU HABERİN UZANTILARI

 

Eskişehir’de 3 Haziran günü Gezi Parkı direnişine destek için yapılan ve polisin saldırdığı yürüyüş sonrası sivil giyimli eli sopalı kişilerce dövülen 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz bu sabaha karşı hayatını kaybetti.  Ameliyat olduğu 4 Haziran’da bu yana Ali İsmail Korkmaz’ın bilinci kapalıydı.

Korkmaz’ın hayatını kaybetmesine neden olan sorumlular bulunmadı, devam eden savcılık soruşturmasında şüpheli sıfatıyla yer alan kimse yok.

Soruşturma kapsamında savcının istediği, Korkmaz’ın darp edildiği yeri gören üç kameradan ikisinde kayıt yokken, görüntülerin olduğu tek kayıt ise savcılığa  “tahrip” olmuş halde ulaştı. bianet’in konuştuğu Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz “Delillerin ciddi bir karartma olduğu şüphesi içindeyiz” demişti.

Ne olmuştu?

Ali İsmail Korkmaz Eskişehir Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 1. Sınıf öğrencisiydi.

3 Haziran günü Gezi Parkı’na destek için Eskişehir’de yapılan yürüyüşe katıldı. Polisin gaz bombaları ile saldırması üzerine kaçtığında ise sivil giyimli eli sopalı kişilerin saldırısına uğradı.

Saldırı sonrası gittiği Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde “ifadeni ver öyle gel” yanıtını aldı. Ertesi sabah yinelenen cevap üzerine karakol karakol dolaşarak ifade veren Korkmaz, ifade sonrası gittiği Eskişehir Devlet Hastanesi’nden “beyin kanaması” teşhisiyle Osmangazi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.

Burada ameliyata alınan Korkmaz’ın 4 Haziran’dan itibaren bilinci kapalıydı. Korkmaz’ın ailesi Yunus Emre Devlet Hastanesi hakkında şikayetçi oldu, soruşturmayı yürüten savcılık bu konuda da soruşturma açtı. (BK)

http://www.bianet.org/bianet/insan-haklari/148370-ali-ismail-korkmaz-i-kaybettik

Tedavi Etmeyen Doktorlara Soruşturma AçıldıAli İsmail Korkmaz’ın saldırı sonrası gittiği “önce ifade” diyip Korkmaz’ı eve gönderen hastanedeki doktorlar hakkında savcılık ve Eskişehir Tabip Odası inceleme başlattı.

Eskişehir – BİA Haber Merkezi

10 Temmuz 2013, Çarşamba 16:34

 

Eskişehir’de 3 Haziran’da Gezi eylemleri sırasında sivil giyimli eli sopalı kişilerce dövülen 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz bu sabah hayatını kaybetti.

bianet’in konuştuğu Eskişehir Tabip Odası Başkanı Dr. Bülent Nazım Yılmaz otopsi raporuna göre Korkmaz’ın “kafa travmasına bağlı olarak” hayatını kaybettiğini belirtti.

Aile üyeleri Ali İsmail Korkmaz’ın saldırı sonrası gittiği Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde “ifade ver öyle gel”, “eve git” dendiğini anlatmıştı.

Soruşturmayı yürüten savcılık aynı dosya üzerinden bu hastanede Korkmaz ile ilgilenen doktorlar hakkında da soruşturma açtı. Eskişehir Tabip Odası Başkanı Yılmaz da Korkmaz’ı gören ve müdahale eden hekimlere yönelik inceleme başlattıklarını söyledi. Soruşturma açıp açmadığı konusunda aradığımız Sağlık Bakanlığı’ndan ise haberin hazırlandığı ana dek bilgi gelmedi.

“Eve gönderilmesiyle başlayan süreç inceleme gerektiriyor”

Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz bianet’e yaptığı açıklamada kardeşinin saldırı sonrası gittiği Anadolu Üniversitesi’ne bağlı Mavi Hastane’den röntgen ve tomografi cihazı olmadığı için kafa travması ve omuz kırığıyla Yunus Emre Hastanesi’ne sevk edildiğini burada ise “ifadeni ver öyle tetkik edelim” diyerek gönderildiğini anlatmıştı.Baba Şahap Korkmaz ise şiddethikayeleri.com’a oğlunun burada karşılaştığı uygulamayı şöyle anlatmıştı:“Oradaki doktorlar Ali’ye şöyle bir bakıp ‘Seninki adli vaka, git karakolda ifade ver öyle tedavi olursun’ demişler. Ali ısrar edince, ‘Omzunda ezik var. Sen eve git, bu morluklar geçer’ demişler. Hâlbuki başına darbe aldığını da ifade etmiş…”

Yılmaz’a “önce ifade ver” ifadesini soruyoruz. “İlk geldiğinde ifade vermesi gerektiği söylendiğini düşünmüyorum, normal muayenesi yapılmıştır” diyen Yılmaz, Korkmaz’ın eve gönderilmesiyle başlayan sürecin incelemeyi gerektirdiğini söyledi:

“Kafa travmalarındaki klinik tablo 24 saat ile 72 saate dek değişebilir. Böyle durumlarda hastayı eve göndermede tedirgin oluruz. Ali İsmail Korkmaz’ın kalp ameliyatına bağlı kan sulandırıcı ilaç kullanması da buradaki talihsizlik.”

Korkmaz’ın eve gönderilmesinin hayatını kaybetmesi üzerindeki etkisini ise “Bu yönde şüphelerimiz var” diyerek cevaplayan Yılmaz “Gerekli bilimsel çerçevelerde bu süreci incelememize olanak sağlarlarsa bunu aydınlatırız” dedi.

https://hapistesaglik.wordpress.com/wp-admin/post.php?post=1376&action=edit

789534873

AHMET ATAKAN, 22, Antakya

ODTÜ’de yapılmak istenilen yolu protesto için eylem yapan grupta bulunan Ahmet Atakan olaylar sırasında hayatını kaybetti.

Ahmet Atakan Hatay'daki gösterilerde hayatını kaybetti</p><br /><br /><br /><br /><br />
<p>

HATAY – Hatay’da, ODTÜ arazisinden geçecek yolda ağaç söküleceği gerekçesi ve “savaşa hayır” yürüyüşü nedeniyle eylem yapan grupta bulunan Ahmet Atakan olaylar sırasında hayatını kaybetti. Ağır yaralı olarak Akdeniz Hastanesi’ne kaldırılan, oradan Antakya Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Atakan’ın kalbinin durduğu ve burada yapılan müdahaleyle yeniden hayata döndürüldüğü öğrenildi. Yeniden kalbi duran Atakan’ın hayatını kaybettiği bildirildi.

CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, Ahmet Atakan’ın yakın mesafeden gaz kapsülüyle vurularak öldüğünü söyledi. Hatay Valiliği ise Atakan’ın çatıdan düşerek yaşamını yitirdiğini iddia etti.


“KAFASINA DARBE ALDI”
Olayın ardından Antakya Devlet Hastanesi önünde toplanan Atakan’ın yakınları sinir krizi geçirdi. Hastane önünde toplanan vatandaşlar, polise tepki gösterdi. Gruptakilerden bazılarının polise şişe atmasının ardından biber gazıyla müdahale edildi.

Müdahaleden sonra grup, yeniden toplanarak araçlarla Armutlu Mahallesi’ne geçti. Grup, Armutlu Mahallesi’nde eylemini sabaha dek sürdürdü.

Bu arada, Antakya Devlet Hastanesi’ne gelen CHP Hatay Milletvekili Hasan Akgöl, burada gazeteciler yaptığı açıklamada, “Ahmet Atakan kafasının sol kulak arkasına aldığı darbe sonucu iç kanama nedeniyle öldü. Hatay’da iki gencimizi kaybettik, failleri bulunmuyor” dedi.

JANDARMA EKİPLERİ OLAY YERİNDE İNCELEME YAPTI
İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı olay yeri inceleme ekipleri, Armutlu Mahallesi’nde Ahmet Atakan’ın öldüğü Gündüz Caddesi’ndeki olay yerinde incelemelerde bulundu.

Olaya ilişkin delil toplayan ekipler, Atakan’ın ölümüyle ilgili görgü tanıklarının ifadelerine başvurdu.

HATAY VALİLİĞİ: ÇATIDAN DÜŞTÜ
Hatay Valiliği, Ahmet Atakan’ın ölümüyle ilgili bir açıklama yaptı.

Ahmet Atakan’ın düşerek yaralandığı ve daha sonra hastanede hayatını kaybettiği iddia edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

09 Eylül 2013 Pazartesi günü ilimiz Merkez’e bağlı Armutlu Mahallesi Gündüz Caddesi üzerinde toplanarak, Gezi Parkı eylemleri ve Tuzlu Çayır’da yaşananları protesto etmek için Gündüz Caddesi’ni trafiğe kapatan grubun kanunsuz yürüyüşe geçmesi üzerine, gruba dağılmaları, aksi takdirde müdahale edileceği ikaz edilmiştir.

Ancak, yapılan tüm ikaz tekrarlarına rağmen grubun yürümekte ısrar etmesi ve grup içerisinden güvenlik birimlerine sapanla bilye ve taş atılması üzerine gruba, tazyikli su ve gaz ile orantılı müdahalede bulunulmuş ve dağılmaları sağlanmıştır.

Ara sokaklara kaçan şahısların bir süre sonra cadde üzerinde tekrar toplanarak yola barikat kurmaları, barikatı ateşe vererek barikat gerisinden ve çatılardan havai fişek, taş ve bilye atarak mahalle sakinlerine zarar vermeleri üzerine gruba tekrar müdahalede bulunularak dağılmaları sağlanmıştır.

10 Eylül 2013 Salı günü saat 00.57 sıralarında Gündüz Caddesi üzerinde devriye gezen güvenlik biriminden 1 kişinin binadan yola düştüğü anonsu yapılması üzerine derhal 112 Acil Servis ile görüşülerek bir Ambulans gönderilmiştir.

Ancak olay yerinde bulunan şahıslar yaralıyı kendi imkânları ile hastaneye götürmek istemiş, sonrasında yaralı olarak Antakya Devlet Hastanesi’ne getirilen Ahmet Atakan isimli vatandaşımız, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir.

Konu Adli Makamlara intikal ettirilmiş olup, çok yönlü olarak araştırılmaktadır. Elde edilen ilk verilere ve bilgilere yüksek bir yerden düşmüş olabileceği değerlendirilmektedir. Hiç kuşkusuz gerçek ölüm nedeni yapılacak otopsi çalışmaları sonucunda ortaya çıkacaktır. Merhuma Allahtan rahmet, değerli ailesine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı dileriz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
(ajanslar)

Radikal, 10 Eylül 2013

Ahmet Atakan’ın ölümünün ardından hazırlanan raporlardaki çelişkiler twitter’da paylaşıldı. Resmi makamların Ahmet Atakan’ın ölümünde kendi sorumluluklarını örtbas etmeye çalıştıkları görülüyor:

#AhmetAtakan vuruldu/dustu ani emniyet gore 01.10 valilik:00.57 akrep kamera 01.04.13 hastaneye gelis: 00.50 pic.twitter.com/NdZh4xN7yp

Embedded image permalinkKaynak: twitter @mustafahos
Ahmet Atakan’ın direnişle ilgili videosu için tıklayın.

****

SERDAR KADAKAL, 37, İstanbul

serdar kadakal

Kadıköy’de günlerdir yoğun polis gazına maruz kalan Serdar Kadakal dün gece kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. İşyerinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren 35 yaşındaki Kadakal’ın kalp rahatsızlığı olduğu ve 3 gündür evi ve iş yerinin yakınında yoğun gaza maruz kaldığı kaydedildi.

OdaTv’nin haberinde Kadıköy’ün ünlü konser mekânlarından Shaft Bar’ın Tonmaister’i olan Kadakal’ın hem evi hem de işyeri polisin yoğun gaz kullandığı bölgede yer alıyordu. Kalp yetmezliği nedeniyle kalp pili taşıyan Kadakal, sürekli gaz solumaktan şikâyetlerini arkadaşlarına söylüyordu.

Kadakal’ın arkadaşlarından  Eczacı G.T de Kadakal’ın ölümü ile ilgili şunları söyledi: “Önceki gece Serdar’ın evinin yakınındaki barda oturuyorduk.  Zaman zaman dışarıdaki hareketliliği görüyorduk. Ancak biz barda içki içip sohbet etmeye devam ediyorduk. Serdar evine giderken tesadüfen bizi gördü. Polisin attığı gaz nedeniyle işyerini erken kapatmak zorunda kalmışlardı. Serdar yanımıza gelip 5 dakika oturdu. Gazdan ‘mahvolduk. Nefes alamıyoruz’ diye şikâyet ediyordu. Düşünün biz orada otururken hiçbir şekilde bir eylemin içerisinde değilken 20-25 kişilik bir polis grubu dönüp ayağımızın dibine gaz bombası attı. Hepimiz oturduğumuz yerden kaçışmak zorunda kaldık. Serdar bu olayın yaşandığı sokakta oturuyordu. 3 gün boyunca bu gaza maruz kaldı. Kalp krizi geçirmesinde etkili olduğunu düşünüyorum.”

http://vagus.tv/2013/09/14/serdar-kadakalin-kalbi-biber-gazina-dayanamadi/

Kadıköy’deki bir konser salonunda çalışan ve gösteriler sırasında polisin kullandığı gazlardan etkilenmesi nedeniyle geçirdiği iddia edilen kalp krizinin ardından kurtarılamayan 37 yaşındaki Serdar Kadakal’ın cenazesi Adli Tıp Kurumu ‘nda yapılan otopsinin ardından yakınları tarafından alındı.

Adli Tıp Kurumu’na gelen Serdar Kadakal’ın kardeşi Sibel Kadakal, “Kalp kapakları değişmişti ama hepimizin sağlık sorunları var. Normal bir insanın dahi maruz kaldığında zarar gördüğü bir şey, rahatsız bir insanın vücudunda daha farklı tepkilere yol açıyor. Maalesef Serdar’ı kaybettik” dedi.

‘ÇALIŞTIĞI YER, OLAYLARIN İÇİNDEYDİ’
Ağabeyinin göğüs ağrısı şikayeti olduğunu ve bu nedenle ailesinin o gün çalışmaya gitmemesini istediğini belirten Sibel Kadakal, “Nefes alamıyorum diyordu. Evi Moda’daydı. Orada kaldırımlar sökülmüştü, ateşler yakılıyordu. Olayların çok içindeydi. Dışarıya çıkmasına gerek yoktu, içerde de yaşadı aynı şeyi. Zaten içeriye giren gaz herkesi etkiliyordu. Küçük bir alandı. Uyardık işe gitme diye. Boğazı ve göğsü ağrıyordu. Bu şikayetleri vardı. Bugün de gitme çalışmaya dedik. Olay sırasında yanında değildim. O çalışıyordu, biz evimizdeydik. Eşi fenalaştığı gün yanındaydı. O sırada ilkyardım bilen bir doktor kalp masajıyla hayata döndürmüş. Genç bir ölüm… Nedenler ve niçinlerimiz var” diye konuştu.

Radikal, 14 Eylül 2013

****

BERKİN ELVAN, 15, İSTANBUL

  • Tarih 11.03.2014 07:59

Yoğun bakımda tedavi gören 16 yaşındaki Berkin Elvan yaşamını yitirdi

Gezi olayları sırasında başından gaz kapsülü ile vurulan Berkin Elvan 269 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti.

Berkin Elvan’ın ailesi Twitter’dan  ”Halkımıza : Saat 07.00 Berkin Elvan’ı evladımızı kaybettik. Başımız sağolsun” diye acı haberi duyurdu.

269 gün komada kalan Berkin, bu süreçte 45 kilodan 16 kiloya düşmüş, 8 Mart’ta kalbi durmuş ve 20 dakika çalıştırılamamıştı.

http://t24.com.tr/haber/berkin-elvani-kaybettik/253092

berkin

 

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Sayaç

  • 179,514 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: