Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

Hasta mahpusların tahliyesi: yeni yasadan beklentiler

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yapılan değişiklik 30 Ocak 2013’te Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylandı. Daha çok “anadilde savunma” konusundaki tartışmalarla gündeme gelen bu yasa hapishanelerdeki hastaları da yakından ilgilendiriyor. (Yapılan değişikliklerin tamamını okumak için tıklayın.)

roc_22112007_fff 195

Yapılan değişiklikle, “Ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe” hâli de, hapis cezasının ertelenmesi nedenleri arasına alındı. Buna göre; maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazı, iyileşinceye kadar geri bırakılabilecek.

Bu elbette sevindirici, olması gereken bir gelişme. Yasa bu haliyle sadece hapiste tedavisi mümkün olmayanları değil, engelliler gibi, hasta olmayan ama hapishanede tek başına yaşayamayan insanları da kapsıyor. Fakat yasanın hapishanelerden çıkarılması gereken hasta mahpusların işine ne kadar yarayacağı, nasıl uygulanacağına bağlı. Cezaevlerinde sağlık konusunu takip edenler bilir ki, pek çok hasta için mesele Adli Tıp Kurumu’ndan rapor almaktır. Yani yasa zaten, önceden de şimdi de, ağır hasta mahpus cezaevinde kalsın demiyor, cezaevinde tedavi edilemeyecek durumdaki insanlar cezaevinden çıkmalı diyor. Burada belirleyici olan, bir insanın “tedavisinin cezaevi koşullarında mümkün” olup olmadığına (yasanın eski hali), veya “ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe” durumunda olup olmadığına (yasaya yeni eklenen madde) kimin, nasıl karar vereceği. Şimdiki uygulamaya göre buna İstanbul Adli Tıp Kurumu karar veriyor ve hastalar haklarında karar verilsin diye bulundukları yerlerden, Diyarbakır’dan, Antalya’dan İstanbul’a taşınıyorlar. Bize yazan hasta mahpuslar bu yolculuğun kendisinin başlı başına bir eziyet, çile olduğundan söz ediyor. Üstelik bu çilenin sonunda kendilerine “evet, bu insanın hastalığı cezaevinde tedavi edilemez, dışarıda tedavi edilmeli” diye rapor verileceğinin de garantisi yok. Adli Tıp Kurumu bu kararı çoğu zaman vermiyor veya “iş yoğunluğu” nedeniyle o rapor o kadar geç çıkıyor ki, hastalıklar artık tedavi edilemeyecek kadar ilerlemiş veya mahpus hapiste ölmüş oluyor (mesela Gülay Çetin’in derhal tahliye edilmesi için gereken rapor, o öldükten iki ay sonra gelmişti. Çetin’in yaşadıklarını kendi ağzından okumak için tıklayın.)

Bu sorunu çözmek için, bir mahpusun sağlık durumu ile ilgili karar verme yetkisini sadece İstanbul Adli Tıp Kurumu’yla sınırlı tutmamak gerekiyor. Devlet hastanelerine, üniversite hastanelerine de bu konuda yetki verilmesi işi hızlandırıp, acilen tahliye edilmesi gereken insanların vakit kaybetmeden hapisten çıkarılmalarını sağlayabilir. Çünkü hastalık durumunda vakit demek hayat demek. Bir hastane bir insanın mesela kanser olduğunu teşhis edip tedavisini yapabiliyorsa, bu insanın “ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirip ettiremeyeceğine” de aynı hastane karar verebilir. Adalet Bakanlığı ve devlet, sağlığından sorumlu olduğu mahpusu hastaneye götürürken o hastaneye güvenebiliyorsa, mahpusun hapishanede iyileşip iyileşemeyeceğine, ya da orada tek başına yaşayıp yaşayamayacağına karar vermek konusunda da aynı hastaneye neden güvenmiyor? Bu konudaki kararı ille de Adli Tıp Kurumu’na verdirmenin ne gibi bir gereği var? Bu kanunda yapılacak basit bir değişiklikle, tam teşekküllü devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri vb bu kararı vermek konusunda yetkili kabul edilse meselenin önemli bir kısmı çözülmüş olacak.

İkinci bir nokta da, bir insanın “ceza infaz kurumu koşullarında” yaşayıp yaşayamayacağına veya orada tedavi olup olamayacağına karar verirken bu “ceza infaz kurumu koşulları”nı nasıl düşündüğümüz. Diyelim ki bir insan kalp hastası, siz bu kişi için “ilacını cezaevinde de düzenli olarak alabilir, yemeklerine dikkat edebilir, acil bir durum olursa cezaevinde de revir var, ambulansla cezaevinden de hastaneye sevk edilebilir” mi diyorsunuz, yoksa mahpusların ilaçlarının çoğu zaman kendilerine teslim edilmeyip kurum görevlilerince verildiğini, yani düzenli ilaç kullanmanın zor olduğunu, hapishanede verilen yemeklerin tuzsuz, yağsız, glutensiz vb yemesi gereken insanlara göre hazırlanmadığını, hapisteki hastaların revire çıkmak için dilekçeyle başvuru yapıp bazen haftalarca sıra beklediğini ve revire her gün doktor gelmediğini, hastaların hastaneye çoğu zaman gecikmeli olarak, ring araçlarıyla götürüldüğünü hesaba katıyor musunuz? Bir hastanın hapiste yaşayıp yaşayamayacağına bütün bunları bilerek, gerçekçi bir şekilde düşünerek karar vermek gerekiyor. Ve elbette, sadece hastalar için değil tüm mahpuslar için hapishanelerin koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor. Öyle olmadıkça, hapse sağlıklı giren mahpuslar hapishanenin havasız, rutubetli, sağlıksız koşullarında hastalanmaya devam edecek.

Bu arada, bu yasalar hastaların ve hapiste yaşayacak halde olmayan diğer insanların (mesela engellilerin) “elini kolunu sallaya sallaya” suç işlemesi ve ceza almaması anlamına gelmiyor. Burada ağır hastaların, hapishanede yaşayamayacak durumda olanların “affedilmesi” söz konusu değil. Sadece “cezanın infazının ertelenmesi”nden bahsediyoruz, yani durumu düzelince yeniden cezaevine girip kalan cezasını çekecek. “Cezasız kalmak” değil, sadece “hayatta kalmak”, “cezaevinde ölmemek” söz konusu.

Yeni yasa ne olursa olsun hapishanelerin sağlık koşullarının iyileştirilmesi yönünde olumlu bir adımdır, devamının gelmesini diliyorum. Hapiste Sağlık Girişimi olarak takipteyiz!

Zeynep Alpar / Hapiste Sağlık Girişimi

 

Reklamlar

One comment on “Hasta mahpusların tahliyesi: yeni yasadan beklentiler

  1. Anonim
    14 Ekim 2013

    kalp hastaları,şeker hastaları, ülser gibi ilaca ve özel bakıma,perhiz e bağlı hastalarda en azından ev hapsi uygulanmalı.

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Sayaç

  • 176,729 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: