Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

Açlık grevinin amacı, grevcilerin talepleri neler?

Hapiste Sağlık sitemizin istatistiklerinden, her gün çok sayıda insanın “açlık grevinin amacı nedir” benzeri sorularla arama yaptırdığını görüyoruz. Açlık grevi yapanların talepleri sonradan pek çok kanaldan çarpıtıldığı için bu talepleri net olarak hatırlatmakta yarar var hakikaten. Grevdeki mahpusların 2 temel talebi var:

* Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarının kaldırılması: Abdullah Öcalan Temmuz 2012’den beri avukatlarıyla görüştürülmüyor. Buna gerekçe olarak, İmralı Adası’na avukatları götüren deniz aracının (koster) arızalı olduğu söyleniyor. Oysa, avukatıyla görüşmek, kim olursa olsun her tutuklu ve hükümlünün yasal hakkıdır. Abdullah Öcalan da, Temmuz 2011’e kadar olduğu gibi bugün de bu hakkı kullansa grevcilerin amaçlarından biri yerine getirilmiş ve grevin sona erdirilmesi yönünde çok önemli bir adım atılmış olur. Bu bir “geri adım” ya da “taviz” gibi görülecek bir şey değildir, zira devletin yasal olarak zaten yerine getirmesi gereken bir yükümlülüktür. Zaten, son dönemde Başbakan da dahil olmak üzere söylenen “ailesiyle görüşebilir avukatıyla görüşemez” gibi, yasaya dayanmayan açıklamalar dışında, yetkililer de resmi olarak “Öcalan avukatıyla görüşemez” demek yerine, koster arızası nedeniyle görüşmeye gidilemeyeceğini söylediler. Bu sadece böyle “teknik” bir meseleyse, bunca insanın canı tehlikeye atılmadan rahatlıkla çözülebilir. Türkiye’deki tek ada İmralı değil, diğer adalara acil durumlarda işletilen deniz ambulansıyla da sahil güvenlik araçlarıyla da avukatların İmralı’ya götürülmesi mümkün.

Açlık grevi yapanların talebinin “Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması” vb olduğu doğru bir bilgi değil. Grevcilerin kendilerinin böyle bir talebi yok ve olmadı.

* Anadilde savunma hakkı:Pek çok davada, anadili Türkçe olmayan sanıkların kendilerini anadillerinde savunmalarına izinverilmiyor. Sanık avukatlarının, insanların kendilerini en rahat ifade edecekleri kendi dillerinde konuşup, söylenenlerin tercüman tarafından mahkemeye aktarılması veya avukatların ifadeyi Türkçe’ye çevirmesi gibi önerileri de çoğu zaman reddediliyor. Böylece tüm vatandaşların eşit olduğu adil bir yargılama süreci işlememiş oluyor. Cezaevlerinde açlık grevi yapan mahpusların talebi, anadili Türkçe olanlar kendilerini nasıl kendi dillerinde savunabiliyorsa, anadili Kürtçe veya başka bir dil olanların da mahkemelerde kendilerini kendi dillerinde ifade edebilmesidir. Bu da yasada tanınan bir hak, ancak uygulamada çoğu zaman tanınmıyor (mesela mahkeme heyeti sanığın Kürtçe konuşmasına izin veriyor ama söylediklerini kayda geçirmek yerine “Kürtçe konuştu” diye yazdırmakla kalıyor).

Adalet Bakanlığı’nın, anadilde savunma hakkının tanınmasını sağlamak konusunda önemli ve somut adımları var (bu konuda bugünkü haber: http://t24.com.tr/herkes-istedigi-dilde-savunma-yapabilecek) Bu adımların hızla tamamlanmasını ve grevin sona ermesini sağlamasını diliyoruz.

Genel anlamda, temel insan haklarının tanınması yönündeki söylem ve hareketlerin açlık grevi yapanlar tarafından olumlu bulunacağını, buna karşın “herkes herşeyi yiyor” gibi, “pazarlık yapılmaz” gibi, “şov” yapıyorlar gibi baştan savmacı, ciddiye almayan, şiddet yanlısı tutumların sorunun çözümü adına tam ters etki yapacağını unutmamak gerekiyor. Açlık grevlerinin sona ermesi konusunda olumlu bir adım atılıyorsa, “biz bunu grev yapılıyor diye yapmadık zaten yapacaktık” gibi, grevin önemsenmediğini düşündürecek konuşmaların da çözüme bir katkısı olmuyor.

***

Açlık grevi yapan mahpusların taleplerini haklı ve gerçekleştirilebilir bulmakla birlikte, bu amaçlara ulaşmak için hayatlarını kaybetmemelerini de can-ı yürekten istiyoruz. Taleplerin haklılığına verdiğimiz destek, açlık grevi yapılmasına verilen bir destek değildir, bunu açıkça belirtmek isteriz.

Ayrıca, açlık grevi hiçbir zaman amacı ölüm olan bir eylem biçimi değildir. Ölümü göze alan, ama ölümü istemeyen bir eylem biçimidir. Açlık grevine “ölüm orucu” dememek gerekiyor. “Ölüm orucu yapan yok” gibi sözlerle insanları açlık grevini ölüm orucuna çevirmeye teşvik etmek korkunç bir acımasızlıktır.

Açlık grevlerinin sona ermesi için gereken asıl adım, devletin bu talepleri yerine getirmesidir. Ama burada konunun tüm taraflarına, medyaya ve kamuoyuna da büyük sorumluluk düşüyor. Grev ve talepler hakkında yanlış bilgi yaymamak, grev yapanları aşağılamamak, grevi bırakmalarını zorlaştırmamak hepimizin sorumluluğu. Cezaevi idareleri grevcilerin kendi sağlıklarına ilişkin taleplerini yerine getirmekle, mesela B1 vitaminini vermekle yükümlü, biz de bunu takip etmeliyiz. Grevin sona erdirilmesini zora sokacak ek talepleri grevciler adına dile getirmek cinayet gibi bir şey, bunu yapmamaya da çok özen göstermek gerekiyor.

Açlık grevleriyle ilgili tartışmalardan biri, greve katılanların bunu kendi iradeleriyle mi yoksa “örgüt talimatı” ile mi yaptıkları konusu. Bu grev örgütlü bir grev ama açlık grevi kadar ağır bir işin “talimatla” yapılabileceğini düşünmüyoruz. Fakat bunun hiçbir önemi yok! Birileri haftalardır yemek yemiyorken, bunu kendi mi istemiş talimatla mı yapmış, ne fark eder? Bu kadar kararlı insanları açlık grevinden vazgeçirmek bu tartışmalarla değil, ancak taleplerinin ciddiye alındığını ve gereğinin yapılacağını göstermekle, hissettirmekle mümkün olabilir.

9 Kasım 2012 tarihli Taraf gazetesinde yer alan bir habere göre, Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, Öcalan’ın “barış adına adım atılmadığı sürece” ailesiyle ve avukatlarıyla görüşmeyi kabul etmeyeceğini söylediğini aktarıyor. Bu da, açlık grevi yapan mahpusların hayatıyla oynayan bir söylemdir, avukatlarla görüşme olanağı sağlandığı takdirde Abdullah Öcalan’ın bunu “barış adına adım” kabul ederek o görüşe çıkacağını, grevin amacına ulaşıp sona ermesine engel olmayacağını umut ediyoruz.

Reklamlar

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Sayaç

  • 176,892 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: