Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

Kalp kapakçığı daralan tutuklu öğrencinin mektubu

“Rahatsızlığıma gelince, doktorların söylediğine göre bir kapakçıkta –kalp- küçülme var. Birde kalp romatizması. Tabi bunların ne olduğunu çok bilmiyorum. Genel anlamda yaşamda bir yorgunluk var. Zaten fazla hareket ettiğimde çarpıntı ve yorgunluk oluyor. Ama moral olarak durumum iyi. Nede olsa durumu benden çok daha kötü onlarca arkadaşlarım var. Dışarıda da bazen rahatsızlığım oluyordu ama genelde doktorlar [yok] birşey diyorlardı. Yani herhangi bir teşhis konulmadı. Burada yaklaşık bir yıl önce biraz rahatsızlandım. El ve ayaklarımda şişme oluyordu. O zaman doktora gittiğimde bu teşhis konuldu. Tabi bana bir açıklama yapmadılar. 15 günde bir iğne kullanıyorum ve hergün bir hap alıyorum. Ama görünür bir düzelme yok. Bu teşhis’ten sonra revire çıkabiliyorum. Tabi doktor hafta iki defa ve yarım gün geliyor. Ona göre iğneye çıkıyorum.” 13.10.2012

Hapiste Sağlık Girişimi’nin mektupla gönderdiği sorulara verilen cevaplar aşağıdadır.

 

Merhabalar,

Selam ve saygılar sunarım. İyi olmanızı umud ederim. Ben de iyiyim. Öncelikle hassasiyet ve duyarlılığınız için teşekkür ederim.

Mektubunuzu aldım. Kısaca kendimi tanıtayım. Ben 1987 Ardahan doğumluyum. Ailem köyde oturuyordu. İlkokulu Ardahan’da yatılı (YİBO’da) okudum. Liseyi de yine Ardahan’da okudum. İlk iki yılı yatılı okudum liseyi daha sonra yurttan ayrıldım. Okul dışındaki yaşam lise bitene kadar köyde geçti. Daha sonra yazları berberlerde çalışmaya başladım. Aileme maddi olarak yardım ediyordum. En azından yük olmamaya çalışıyordum. Benden büyük ablam evli ve benden küçük üç kardeşim – erkek hepsi- var. Üçü de üniversite okuyorlar.

Liseden sonra ilk sınavda Ege Biyoloji bölümünü kazandım. Ardahan’da şartlar olmadığından kaydımı yapıp gittim. Bir sene devam ettim fakat çok sevmiyordum. Oranın çevresi de bana göre değildi. İmkanlarda yoktu bende orada hem berberlik yaptım ve hemde kendi imkanlarımla sınava hazırlandım. Daha sonra girdiğim sınavda İstanbul Matematik bölümünü kazandım. Oraya kayıt yaparken güzel hayallerim vardı. Ama işte hayaller ve gerçekler bazen uyuşmuyor.

Yaşadığım ve geldiğim çevreden kaynaklı bir duyarlılık vardı. Tabi yaşamın belli safhalarında ayrımcılığa da uğradım. Gittiğim bir burs mülakatında sordukları ilk soru Kürt müsün? oldu. Buda hep bir anı olarak kaldı.

Ailemin maddi durumu iyi değildi, bende kendim çabalarım, okulu bitiririm dedim. Öyle yapmaya da çalıştım. Ama dersler zordu imkanlar yoktu. Okula da çok fazla gidemedim ama dersleri üçüncü sınıfa kadar eksiksiz verdim. Yapılan birkaç basın açıklaması dışında okulla pek alakam da olmadı ama sonuç işte gözümü burada açtım. Ama iyi günler olacağına dair umudum var. Tabi hayallerim de var ama böyle giderse onlar için biraz geç olacak. Umarım başkaları için durum farklı olur. Ama burada yaşam gerçekten de farklı olduğunu anlatım yada daha doğrusu kendi kimliğimi gördüm.

11 Şubat 2011 yılından beri tutukluyum. “Örgüt üyeliği” ile yargılanıyorum. Yani 7,5 – 15 yıl arası olmalı.

Rahatsızlığıma gelince, doktorların söylediğine göre bir kapakçıkta –kalp- küçülme var. Birde kalp romatizması. Tabi bunların ne olduğunu çok bilmiyorum. Genel anlamda yaşamda bir yorgunluk var. Zaten fazla hareket ettiğimde çarpıntı ve yorgunluk oluyor. Ama moral olarak durumum iyi. Nede olsa durumu benden çok daha kötü onlarca arkadaşlarım var.

Dışarıda da bazen rahatsızlığım oluyordu ama genelde doktorlar [yok] birşey diyorlardı. Yani herhangi bir teşhis konulmadı. Burada yaklaşık bir yıl önce biraz rahatsızlandım. El ve ayaklarımda şişme oluyordu. O zaman doktora gittiğimde bu teşhis konuldu. Tabi bana bir açıklama yapmadılar. 15 günde bir iğne kullanıyorum ve hergün bir hap alıyorum. Ama görünür bir düzelme yok. Bu teşhis’ten sonra revire çıkabiliyorum. Tabi doktor hafta iki defa ve yarım gün geliyor. Ona göre iğneye çıkıyorum.

Hastaneye ring aracı ile gidiyorum. Tabi öyle sık gitmiyorum. İğneler burada yapılıyor. 6 ayda bir de kontrole gidiyorum. Ama ring aracı dar ve havasız, yani insan çok fazla rahat edemiyor. En azından hastalar için farklı araçlar olabilirdi.

Hasta olduktan sonra tabi insan yaşamı biraz değişiyor. İmkanlar çok fazla elverişli değil. Mesela doktor yemeklere dikkat et diyor. Oysa burası cezaevi yani imkanlar yok. Onun dışında mekan darlığı vs insanı yanlızlaştırma, sosyal anlamda kimi sorunlara neden olabiliyor.

Tedavi konusunda da eğer dışarıda olsaydım daha farklı olurdu. Burada elimiz kelepçeli gidince doktorlar insana farklı yaklaşıyor. Yani ilgilenme, bilgilendirme vs. yok. Mesela neyim olduğunu, ne yapmam gerektiğini bana söylemiyor. Gardiyana anlatıyor. O ilacı getirip veriyor. Hastalığımı ancak ikinci gidişimde öğrendim.

Sağlık personeli –genel olmamakla beraber- genellikle önyargılı yaklaşıyor. Bazen kelepçe ile muayene vs. uygulamak istiyor. Tabi bunu red edip – geri geliyoruz. Onun dışında da fazla bir ilgilenme yok. Kaba muayene ile geçiştiriliyor. Cezaevi doktoru daha duyarlı olsa da onunda imkanı yok ancak sevk yapabiliyor.

Hastane cezaevinde tedavi olmak istemiyorum. Bunları insana dayatıp insanları suçlu ilan ediyorlar. Ben tedavimi çıkınca yapmak istiyorum. Çünkü ben suçlu değilim. Eğer bunun için geç olsa da önemli değil. Kabullenmektense katlanmayı yeğlerim daha iyi. Ceza erteleme kanununu tam bilmiyorum ama kaba bir bilgim var. Ama Adli tıp bu konuda çok duyarlı değil. Onca insan cezaevinde hayatını kaybetti. Yani bu da sadece “kağıt üzeri” yasası yani gerçekliği yok. En azından ben inanmıyorum. Bir başvurum olmadı. Gerçekten çok daha ağır hastalar bunların bırakılması gerekir. bu konuda kamuoyunda bir duyarlılık yok. Hastalar için ise, cezaevi şartları çok kötü, özellikle F tipleri. Hastanelere gitmek sorun oluyor, doktorlar çok duyarlı değil. Bazen insan yol ve o insanların tavırlarından dolayı hastaneye gitmek istemiyor. Bir doktor nasıl olur kelepçe ile muayene dayatır. Bu ahlaki olur mu? Devletin çok birşey yapacağı yok. Belki sivil toplum baskı yaparsa birşeyler değişir. Suç kavramı çok esnek olmuş bu nedenle kimsenin buralarda neler olduğundan bir fikri yok. Oysa on binlerce insan suçsuz yere tutuklanıyor ama bazen çözümler geç oluyor. Bu konuda toplumu duyarlı kılma belki bireylere vesile olur. Sizlere bu konuda tekrar teşekür ederim. En azından bizi sordunuz. Zeynep hocama [Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnsiyatifi’nden Zeynep Kıvılcım] özel saygılarımı iletirim. Kendisini daha tanımadım ama umarım kısa zamanda tanışırız.

Umudumuzu yükseltiniz.

Selam ve saygılarımla.

Reklamlar

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 08 Kasım 2012 by in Hapisteki Hastalar, Hasta Mahpuslardan Mektuplar.

Sayaç

  • 188,209 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: