Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

Cezaevinde kalp krizi geçiren Wernicke-Korsakoff hastası Abdullah Kalay’ın mektubu

“Revire çıkıyoruz. Ancak haftada iki gün salı ve perşembe günleri belli saatlerde doktor bulunmaktadır. Diğer günlerde yok. Örneğin; ben kalp krizi geçirdiğimde doktor yoktu. Gelen 112 Acil servisinde de doktor yoktu. İki tane tekniker personel ambulansla gelmişti ve onlar “hasta sevk edilsin” demeseydiler, sevkte yapılmayacaktım ve ben ölecektim. O iki personel doktor değiller, olmadıkları için pekala “sevk edilmeye gerek yok” diyebilirlerdi. Bu durum benim ölmeme neden olacaktı. Ve ben ölecektim. Ne kadar basit!… İnsan hayatı bu kadar ucuz!…” (13.08.2012)

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

Başkan, üye ve tüm çalışanlarına Merhaba;

Sivil toplum derneği olarak göndermiş olduğunuz geçmiş olsun ve 15 soru içerikli mektubunuzu aldım.

Öncelikle yaptığınız çalışmalardan ve duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ediyorum.

[…] İnsan haklarının evrensel kurallarının hiçe sayıldığı, her uygulaması saldırı içeren bu sistemin, sizin gibi ilgili ve duyarlı kurumların üzerinde durması çok gerekli ve zorunlu olmuştur. Bu aynı zamanda insani bir görevdir de.

Uygulanan sistemin hapishanelerde ıslah etme (tredman) tecrit ve bunun üzerinden başka saldırı biçimleriyle neredeyse her gün ölüm çıkaran mekanlar haline dönüştürülmüştür. Son 10. yılda sayısı 1780’i bulan ölümler bu ğerçeğin altını çiziyor. Yüzlerce tutsağın çeşitli ölümcül hastalıklarla bu mekanlarda kalması ölümlerin ve hasta sayısının artması anlamına gelmektedir.

Bu anlamıyla;

1-) 5275 sayılı yasa ve ilgili genelgelerle, hapishaneler ayrı, bağımsız tam yetkilerle donatılmış, insani olan herşeyi yasaklayan- engelleyen yasalar üstü yasayla yönetilmektedir.

2-) Tecrit ve tredman içeren çok kapsamlı saldırı biçimlerini sistemli bir şekilde, esnetilmeden uygulanmaktadır.

3-) Bu kurallar bütünü içinde uygulanan sistemin hastalıkların ve ölümlerin olması kaçınılmaz bir sonuç olmuştur.

4-) Bu kadar ölümlerin ve ölümcül hastalıklar olduğu halde yasal mevzuatlara dayandırılarak tamamen siyasi karar ve ideolojik yaklaşımlarla biz hasta tutsakların tahliye edilmemesi insanî olmaktan çıkarılmış, intikamcı bir yaklaşım gösterilmektedir.

Yüzlerce hasta tutsaklardan biriyim. İHD.nin hazırladığı rapordan elde ettiğiniz bilgilerin dışında son olarak yaşadığım Kalp Krizi’ni de sizlere aktarmak istiyorum.

13. Nisan 2012 tarihinde saat 10-30’da kalp krizi geçirdim. Saat 12.30.da Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk müdahale ve anjiyo yapıldı. Bir buçuk (1/5) saat anjiyoda kaldım. Tıkalı damar açıldı, stent takıldı.

3. gün stent takılan damarda yeniden tıkanması nedeniyle yeniden anjiyoya alındım. 5. gün taburcu edildim.

Anjiyo yapan doktorlar görevlerini yaptılar. Ancak Bölüm başkanı olan Dr. Tolga Aksoy adlı doktor ideolojik yaklaşımları nedeniyle hastanede bulunduğum süre içinde tedavimle ilgilenmediği gibi agresif davranışlarda bulunuyordu. Kendisiyle ilgili suç duyurusunda bulundum ve TTB.ni de konu hakkında bilgilendirdim ve şikayette bulundum. Ancak TTB Kocaeli Şübesi taraflı davranarak sorun olmadığını belirtmiş. Konu ile ilgili T.T.B.ne yeniden bir mektupla bilgilendirdim.

Kalp krizi geçirdiğim gün müdahale etmedeki, aradaki sürenin iki saati aştığını belirteyim. Bu durum, yani geç müdahale edildiğinden dolayı büyük hasar oluşmuş ve kalbim %65 çalışmamaktadır. Yani %35 çalışmaktadır. Bu durum diğer hastalıklarımla birleşince de çok büyük sıkıntılar yaşamaktayım. En zor olanda hastalıklarımın çoğunda tedavisi yok. Bu yeni bir durum olduğu için aktarmak istedim.

Şimdi sizin sorduğunuz sorulara cevap vermeye çalışayım.

  1. Bize kendinizi anlatır mısınız?

(Kendinizi istediğiniz gibi tanıtabilirsiniz, isterseniz yaşınızı, işinizi, cezaevine girmeden önce nerede, nasıl yaşadığınızı, ailenizi, neleri sevdiğinizi, umutlarınızı, hayallerinizi yazabilirsiniz.)

1967 doğumlu 45 yaşındayım. Evliyim. Hayallerimiz ve umutlarımız var ve büyüktür. İki cümleyle ifade edersem; sınıfsız, sömürüsüz, saygı ve sevginin bütünleştiği insani olan herşeyin üstünlüğünün olduğu bir dünya… Baskının, zülmün işkencenin olmadığı, herkesin kendi dilinde konuşacağı, herkesin insan olduğunu ve birbirlerini sevdiği-sevildiği bir dünya… 

2.   Ne zamandır cezaevindesiniz? Eğer ceza aldıysanız cezanız ne kadar, almadıysanız kaç yıl ceza ile yargılanıyorsunuz?

      1992 yılında genel bir operasyonla kapsamına dahil edilerek gözaltına alındım. Yoğun işkencelere maruz kaldım. 15 gün gözaltı süresinden sonra tutuklandım. Hapishanedeyken 6. ay sonrasında Adli tıpa sevk edilmiştim, gördüğüm işkencelerden dolayı. 7 günlük rapor verilmişti. Mahkemede işkence yapanlar hakkında suç duyurusunda bulundum, ama hiç bir işlem yapılmadı.

İşkence altında hazırlanan senaryolarla suçlu olduğumu yazan belgelere imza atmıştım. Ve ben suçlu olmuştum! Hakkımda örgüt üyeliğinden ve bir araba ğasp etme iddiasıyla dava açıldı. 2002 yılının başında tahliye edildim. Bu süre içinde mahkemelerin adil yargılama hakkının ihlali ve uzun tutukluluk süresi nedeniyle AİHM-ne başvurdum. Türkiye bu konuda mahkûm oldu.

Dava iki kez örgüt artı eylemden ayrı-ayrı cezalandırmamla ilgili karar verdi. Her ikisinden de Yargıtay çeşitli gerekçelerden dolayı dosyayı bozdu.

Bu arada 2000 yılında çıkan Rahşan af’ı olarak adlandırılan 4616 sayılı şartla salı verme yasası çıktı. ve sonrasında Anayasa mahkemesi kapsamını genişleterek benim yargılandığım gasp eylemi bu afa uğradı. Bu durum benim hapishanede yattığım süre 9 yıl 2 ay verilen örgüt üyeliği cezasını karşılamaktaydı. ve 2005 yılında yeni TCK.nın değişimiyle örgüt üyeliği cezası yatanı 4 yıl 8 aya düşmüştü, Dolayısıyla yattığım süre verilecek olan cezanın fazlasıyla karşılamaktaydı.

Ancak son mahkeme tarafından bitirilen dava dosyası Yargıtay’a gönderildiğinde, Yargıtay hakkımdaki cezayı hiçbir gerekçe gösterilmeden, iki kez mahkeme tarafından onaylanan ve Yargıtay Cumhuriyet baş savcısının itirazı da olmadığı halde hakkımda verilen cezayı bozup “müebbet ağır hapis verilmesi gerekir” diyerek dosyanın yeniden bozulup, yargılandığım mahkemeye gönderiliyor.

Bu aradaki toplam süre 15 yılı doldurmuştu. Normalde yargılandığım maddelerin 15 yılı doldurduğundan dolayı zaman aşımına uğraması gerekirken, yargıtayın hakkımda müebbet hapis istemi zaman aşımını ortadan kaldırmıştı.

Oysa sanık hakkında ağır müebbet istemi somut ve öldürme, yaralama, teşebbüs olması gerekirken hakkımda ve dosyamda hiçbir emaresi dahi olmadan müebbet istenmesi hukuki olmadığını siyasi bir karar olduğunun ispatıdır. Aynı zamanda yerel mahkemenin iki kez verdiği kararının ve 4616 sayılı şartla salıverme yasası kazanılmış bir hak olmasına rağmen hukuktaki “yasalar sanığın lehine olan hususlar uygulanır” ilkesi çiğnenmiş ve hukuk bir tarafa atılarak siyasi davranılmıştır.

18 yıl süren bu davanın kazanılmış hak olmasına rağmen uygulanmadığı gibi sadece toplam cezanın 32 yıl 6 ay olarak uygulaması yapıldı. Başvurularıma rağmen uygulanmıyor, şimdi hukuktaki lehte olan hususların uygulanması için yeniden başvurdum. Lehte olan hükümlerin uygulanması zorunludur, hukuk ilkesidir ve uygulandığında ben tahliye edilmiş olurum.

Şimdi iki yıl oldu. Yargıtay tarafından dosya onaylanmış tarafıma bildirilmeden, işimde olduğum bir gün (24 Eylül 2010) hakkımdaki tutuklama kararı çıkarılarak gözaltına alındım ve tutuklandım. ve şimdide ölmemek için mücadele ediyorum.

 

  1. Rahatsızlığınız nedir? Bugünlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz, sağlığınız nasıl?

Rahatsızlıklarımı, kalp krizini ve sonuçlarını yukarıda anlattım. Kalbim şu an %35 çalışıyor. Bu durumun yarattığı sıkıntılarda var. Örneğin; baş dönmesi, nefes alamama – nefes darlığı – yürürken erken yorulma ve nefes darlığı ve bu krizden sonra bir de tansiyon sorunu yaşıyorum. Tansiyonum sürekli düşük. Ayrıca bacaklarımda ve kollarımda dönem dönem uyuşma ve şiddetli ağrılar…

Diğer hastalıklarıma gelince; Wernike-Korsakof, ölüm oruçları ve Açlık grevlerinden kaynaklı. Bu durum ’96 ve 1999 yılları arasını hatırlayamıyorum. Bu süre içinde yaşadıklarımı tam olarak hatırlamıyorum, ancak sonradan anlatımlarla ayrıntılı olmasada biliyorum. Burada esas olan bu dönemi hafızam yaşarken kayıt etmemiş. Anlatılınca bazı şeyler rüya gibi geliyor, bu da yaşadığımız sıkıntının beyindeki tahribatın boyutunu gösteriyor. Yürümede epey bir sıkıntı yaşadım, şimdi yürümeyi düzelttim sayılır.

Şimdiki hafızamın durumu şöyledir; unutkanlık çok aşırı derecede. Yaptığım ve yapacağım işleri not alarak yapmaya çalışıyorum. Bu bile arkadaşların yardımıyla yapmaktayım.

Şiddetli ve sık-sık baş ağrısı, Romatizma, reflü, bağırsaklarımda sürekli ağrı ve sık-sık ishal, (bunun tedavisi yok denildi) Kulaklarda çınlama ve %30 duymama, aykırı seslerden rahatsız olma, böbreklerimde ağrı ve birinde taş bulunmaktadır. Dönem, dönem bununda ağrılarına katlanıyorum. Hemorayt vb hastalıklarla yaşamaya çalışıyorum. 

  1. Hasta olduğunuzu ne zaman, nasıl öğrendiniz?

Hastalıklarımın çoğunu zaten biliyordum. Kalp krizi ile ilgili belirtiler olmuştur ancak birçok hastalık olunca onlara bağlı olduğunu düşünmüştüm. Hastanede kalp krizi olduğunu öğrendim ve belirtilerini o zaman yaşadığımı anladım. 

  1. Cezaevinde revire çıkmakta, doktorla görüşmekte sıkıntınız oldu mu?

Revire çıkıyoruz. Ancak haftada iki gün salı ve perşembe günleri belli saatlerde doktor bulunmaktadır. Diğer günlerde yok. Örneğin; ben kalp krizi geçirdiğimde doktor yoktu. Gelen 112 Acil servisinde de doktor yoktu. İki tane tekniker personel ambulansla gelmişti ve onlar “hasta sevk edilsin” demeseydiler, sevkte yapılmayacaktım ve ben ölecektim. O iki personel doktor değiller, olmadıkları için pekala “sevk edilmeye gerek yok” diyebilirlerdi. Bu durum benim ölmeme neden olacaktı. Ve ben ölecektim. Ne kadar basit!… İnsan hayatı bu kadar ucuz!… 

  1. Hastaneye nasıl götürülüyorsunuz? Bu konuda bir sıkıntınız var mı? Örnek verebilir misiniz?

Kalp krizi geçirdikten sonra, hastaneye gidiş ve gelişlerimde Ring aracıyla yapılıyor. Otobüslerin içini hücreler şeklinde bölünmüş, 6 adet oturak konulmuş 6 kişinin kalacağı şekilde ve dışarıya el büyüklüğünde küçük penceresi, eller kelepçeli götürülüp getiriliyoruz!…

  1. Hasta olduktan sonra cezaevi hayatı sizin için nasıl oldu? Örnek verebilir misiniz?

Hastalıklarımla dışarıdayken de belli sıkıntılar yaşasam da, sonuçta imkanlar daha elverişli ve herşeyden önce ailemle birlikte olmam ihtiyaçlarım daha iyi karşılanmaktaydı. Burada örneğin beslenme sorunu yaşıyorum.

Hapishanede hasta olmak, hastalıklı yaşamak ciddi sıkıntılar yaratıyor. Hastalığınla, acılarınla uğraşırken yalnız olmak, ihtiyaçlarını istediğin gibi karşılayamamak. Bütün bunların yarattığı sosyal-psikolojik ve dolayısıyla yorgunluk vb sorunlarla boğuşmak, mücadele etmek zor. Ama yaşamak güzel şeydir!…

Ayrıca kalp krizinden sonra daha büyük sıkıntılar yaşıyorum.

  1. Cezaevinde olduğunuz için hastalığınızın teşhis ve tedavisinde herhangi bir aksama oldu mu? (Dışarıda olsaydım bunlar başka türlü olurdu diyeceğiniz konular var mı?)

Dışarıda olsaydım kalp krizi geçirdiğimde bu kadar geç kalınarak müdahale edilmezdi. Daha aktif ve yerinde müdahale yapılırdı. Buna koşullarım uygundu. O zaman kalbimde bu kadar hasar oluşmazdı. ve ben yarım bir insan haline dönüşmezdim. Hapishane koşulları buna engel olmuştur. Kocaman bir kampüste bir doktor bulundurmamak izaha muhtaştır!..?

  1. Doktor, hemşire gibi sağlık çalışanlarından, diğer görevlilerden olumsuz bir tavırla karşılaştınız mı?

Hastanelerde doktor, hemşire ve diğer çalışanlar gördüğüm kadarıyla hepsi değil ama önemli oranda farklı, ayrımcı, ötekileştirerek, suçludur bakışıyla vb. uygunsuz davranışlarda bulunuluyor. Bu konu hakkında üzerinde çok ayrıntılı ve ciddiyetle durulması gerekmektedir.

Çünkü doktorların mesleki kurallarının ve ahlaki değerlerine bağlı çalışmaları gerekirken, adeta savaş konseptine dahil olması gibi ve buna göre davranması hem mesleki açıdan hem de ahlaki açıdan doğru değil. Ellerim kelepçelidir diye suçlu olduğumun kanıtı değil, kaldıki öyle olsa dahi bu doktorun sorunu değil, olmamalıdır.

Bu konuda özellikle doktorların yaklaşımları sorunludur. Kağıt üzerinde yapılanlarla, pratik birbirine uyumlu değil. Tıpkı Dr. Tolga Aksoy’un yaptığı gibi. 

  1. Hasta haklarını biliyor musunuz? Haklarınızı kullanabiliyor musunuz?

Hasta haklarını biliyorum. Ancak kullanamıyoruz. Örneğin; Doktor seçme hakkımız yok. Hangisi denk gelirse, ya da boş olursa ona gösteriliyorsun. Tercih etme durumunuz olursa muayene etmeden geri getirilirsiniz bu kadar basit!?. Sürekli aynı doktora muayene olamıyorsun, dolayısıyla takibide yapılmıyor, yapamıyorsun… 

  1. Hastalığınız konusunda size nasıl bilgi veriliyor? Bu konudaki duygu ve düşüncelerinizi anlatır mısınız?

Hastalığım konusunda doktorların üstün-körü anlatımları oldu. Esas olarak kendi ailem üzerinde başka ta[nı]dık doktorların verdikleri bilgilerle ve kendi araştırmalarımla bilgi edindim. Onun dışında pek ayrıntılı, yaşamımla ilgili nasıl davranmam gerektiği vb. konularda hiçbir bilgi alamadım. Ben kendim ve arkadaşlarımın uyarılarıyla dikkat etmeye çalışıyorum.

  1. Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin her yerindeki, durumu ciddi olan hastaların İstanbul Metris Cezaevi’nde yeni kurulan “hastane cezaevi”ne nakletmeyi ve burada tedavi edilmelerini düşünüyor. Bu konuda siz ne dersiniz? Hastane cezaevinde tedavi olmak ister misiniz? Neden?

Bu soruya cevap vermesem daha doğru olur, çünkü hastalıklarımın bu mekana bağlı olarak tedavisi mümkün değil.

 

  1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16.maddesi ‘Hapis Cezasının İnfazının Hastalık Nedeni ile Ertelenmesi’ başlığını taşır. Bu maddenin 2. fıkrası ve Hapis Cezasının Ertelenmesi Hakkında Genelge’ye göre; “Diğer hastalıklarda(kanser hastaları gibi) cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.” Bu düzenlemeden yaralanabilmek için bir geri bırakma kararı gerekmektedir. Bu karar, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Anılan düzenlemeden açıkça anlaşıldığı üzere, geri bırakma kararına ilişkin olarak sorumluluk Adli Tıp Kurumundadır. Kurumun raporu sonucu, hükümlünün infazının ertelenmesine veya ertelenmemesine karar verilecektir.

 Bu yasa maddesinden haberiniz var mıydı? Bu konuda bir başvuruda bulundunuz mu, bulunduysanız sonuç ne oldu?

 “İnfazın hastalık nedeniyle ertelenmesi” ile ilgili kalp krizinden sonra başvuru yaptım. Kocaeli devlet hastanesi sağlık kuruluna sevk edildim. Bu konuyu biraz açmak istiyorum.

Sağlık kurulu hiçbir detaya girmeden mevcut dosyaya göre ve infaz savcılığının sorduğu sorulara göre hazırladığı raporla işi geçiştirmiş bulunmaktadır. Bu işin başından itibaren ideolojik yaklaşımının göstergesidir. Raporda “cezaevinde yatabilir.” şeklinde rapor hazırlamış. Taraflı davranmayı beyan etmiştir.

Bu konuda T.T.B.ne (Türk Tabipler Birliği) bir mektupla şikayette bulundum ve bilgilendirdim, yaşadıklarımla ilgili.

T.T.B.nin “F tiği sisteminin ve projesinin sağlam bir insanın dahi kalabileceği ve yaşayabileceği yerler değil” vb. şeklindeki açıklamaları ve raporları olmasına rağmen sağlık kurulları ve dolayısıyla doktorlar hangi veriye dayanarak ve hangi koşulları dikkate alarak “cezaevinde kalabilir” diyebilmektedir. İdeolojik yaklaşıldığının en somut örneğidir bu durum.

Bu rapor üzerine Adli Tıp’a başvuru yapılmış, ne zaman çıkar bilmiyorum. Ancak sağlık kurulu raporuyla ilgili sonuç çıkarmak zordur!.. Bekliyorum…

  1. Sizce hasta mahpuslar için neler yapılabilir? Devlet ve hapishane idareleri neler yapabilir? Sivil toplum kuruluşları ne yapmalı?

Hasta tutsaklar ile ilgili en hayırlı ve doğru ve insani olan tahliye edilmeleri. Bir şekilde bu mekanlarda çıkarılmamız gerekiyor. Tedavisi mümkün olmayanların ailemizin desteğiyle yaşayabileceğimiz süreyi yaşamak istiyoruz. Bu en doğal ve insani bir haktır.

Hastalıklarımızın çoğu bu mekanlarda oluştu. Dolayısıyla bu mekanlarda tedavisi mümkün olmadığı gibi zaten yoktur da. Bu anlamıyla yaşamımızı bu mekanda sürdürmek mümkün değil.

Biz hasta tutuklular, siyasi kararlarla, ideolojik yaklaşımlarla tutulmamız insan haklarına, ve ahlaki açıdan da aykırı ve doğru değildir. 

  1. Bunların dışında söylemek istediğiniz şeyler varsa lütfen yazın.

Sorduğunuz sorulara cevap vermeye çalıştım. Kuşkusuz bir çok eksiklikler var. Anlatılacak o kadar çok şey varki, bunları ayrıntılı olarak anlatmak-yazmak hem fiziki olarak buna musait değilim hem de rahatsızlıklarımla birlikte çok şey hatırlayamadığımdan dolayı aktaramıyorum.

Ancak siz kurum olarak yaptığınız ve yapacağınız çalışmalar eksiklikleri gidereceksiniz. Biz hasta tutsakların bu önemli sorunlarını gidermek için çabalarınızı eksik etmeyeceğinize ve önemli bir çalışma ortaya çıkaracağınıza inanıyorum.

Çalışmalarınıza, ilginize çok teşekkür ediyorum. İyi çalışmalar diliyorum.

Selamlar saygılar.

2. Nolu F Tipi Hapishane                                                                    13 Ağustos 2012

Adalet Şübesi                                                                                      Abdullah KALAY

KOCAELİ 

Not: Açık ismimi kullanmanızda bir sakınca yoktur tercih sizin..

Toplam: 9 sayfa, 5 yaprak.

-9- son 

Not-2: Ulaştığım raporlarımıda en yakın zamada sizlere ulaştırmaya çalışırım.

(Abdullah Kalay’ın Adli Tıp Kurumu’na başvuru süreciyle ilgili haber için tıklayın.)

Reklamlar

One comment on “Cezaevinde kalp krizi geçiren Wernicke-Korsakoff hastası Abdullah Kalay’ın mektubu

  1. A. Aldemir
    01 Eylül 2013

    Hükümet hapishanelerde koltuk tutmuslarin eski aliskanliklarini surdurmesine goz yumuyorsa, hastahaneler siyasi davraniyorsa, bu ulke cok geri kalmis demektir.

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

Sayaç

  • 218,994 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: