Hapiste Sağlık

Hapishanelerdeki hastaların durumları, hakları, ihtiyaçları

Cezaevinde Ölen Magdalena de Winnaar hakkında “her şey”…

Kısa süreli “mektup arkadaşım” Magdalena hakkında buraya yazabileceğim “her şey”, bir yıldan biraz uzun süren bir hapishane ve kanser hikayesinden ibaret, ne acı ki.

Zeynep Alpar / Hapiste Sağlık Girişimi

Bakırköy Kadın ve Çocuk Cezaevi’ndeki tutuklu gazeteci Zeynep Kuray’ın haberiyle, 26 Haziran 2012’de Magdalena’nın durumundan haberdar olduğumuzda, cezaevlerindeki hasta mahpuslar için birşeyler yapabilmek amacıyla çalışmaya yeni başlamış, elimizdeki hasta mahpus isimlerinden bazılarına mektupla sorularımızı henüz göndermiştik. Habere bakarak Magdalena’nın Türkçe biliyor olabileceğini düşündüğümüz için soruları ona da önce Türkçe gönderdik, ama hemen ardından ben ona kişisel , İngilizce bir mektup yazarak, kendisi hakkında nasıl bilgi aldığımızı ve onun için birşeyler yapan insanları anlattım. Çünkü Güney Afrikalı, lenf kanseri hastası Magdalena hakkında çıkan ilk haber, hapishanelerle, insan haklarıyla, kadınlar ve yabancılarla ilgili çalışan insanlar arasında hızla yayılmıştı ve biz birkaç kişi, ne yapabilirizi konuşuyorduk o sırada. E-posta üstünden haberleşerek önce durumu hakkında daha ayrıntılı bilgi toplamak istedik. Tutuklu muydu, hükümlü müydü? (Çünkü, dün vefat eden mahpus Muhlis Barut’un durumundan da bildiğimiz gibi çok fark ediyor bu…) Kaç yıl ceza almış veya kaç yılla yargılanıyordu? Sağlık durumu nasıldı, tedavi süreci nasıl işliyordu? Daha önemlisi, bir avukatı, ailesi var mı, ne gibi desteklere ihtiyacı vardı, bizden ne isterdi?.. Bunları sorduğum mektupta, Magdalena’ya durumunu Helsinki Yurttaşlar Derneği’ne bildirdiğimi, ayrıca Kadın Dayanışma Vakfı’nın yabancı kadınlarla dayanışma grubunun da konuyu bildiğini ve takip ettiğini yazmıştım. İngilizce bilen birinin onun görüşçüsü olmasını sağlamaya çalışıyorduk (bu kişi, hamile olduğum ve bir süre sonra görüşe gidemez olacağım için ben olamazdım), Magdalena’yı ziyarete gidebileceğini söyleyen bir kadın avukatın adını ve telefon numarasını da vermiştim mektubumda.

İşte Magdalena’nın bize yazdığı, 27 Temmuz 2012 tarihli mektup (buradan okuyabilirsiniz) bunun cevabıydı. Bu ilk mektubu bu siteye koymamaya karar vermiştik, çünkü ben ona ilk yazdığımda ortada bir site olmadığı için, “cevabını internete koyabilir miyim?” diye sormamıştım ona. Gönderdiğimiz sorulara verdiği cevabı koyacaktık siteye, o cevap henüz elimize gelmemişti, ama elimize gelen mektupta Magdalena kanserin kontrol altında olduğunu söylüyordu, daha 2 senesi vardı, öyle sanıyorduk.

Hapiste Sağlık Girişimi olarak, hapisteki hastalar için yaptığımız çalışma kapsamında sorduğumuz soruların İngilizcesini ise, onun cevabını aldıktan sonra, 23 Ağustos 2012’de postaladım (mektup okuma komisyonları ve bayram tatilinin de araya girmesiyle, mektupla haberleşme işi kanserden daha yavaş ilerliyor…). Yine, sorularla birlikte, bana yazdığı mektuba kişisel bir cevap da göndermiştim. Bizden kitap istemiş, bunu da tedarik edip yollayacağımı yazmış ve ölüm haberini almadan önceki gün kitap almıştım ona. Benim o kitapları aldığım gün, 4 Eylül 2012’de ölmüş Magdalena de Winnaar… Kitapları dernekte, masamın üstünde duruyor. Havaalanı, hapishanesi ve hastanesi dışında hiçbir yerini görmediği, dilini hiç bilmediği yabancı bir ülkede öldü Magdalena. Bizim ülkemizde öldü. Hapishanelerimizde sağlık sistemi doğru dürüst işlemediği için, 900-1000 insanın kaldığı Bakırköy Kadın ve Çocuk Cezaevi’nde bildiğim kadarıyla bir tek doktor olduğu için, cezaevinden hastaneye sevklerde sıra beklendiği için öldü… Magdalena Martha Sussanna de Winnaar, bir buçuk kilo kokainle Atatürk Havalimanında yakalanıp tutuklanarak konduğu Bakırköy Cezaevi’nde, sağlık sorunlarını fark ettiğinde hemen doktora gidebilmiş olsaydı, o süreç haftalarca, aylarca beklemelerle ve ihmallerle geçmeseydi, bugün yaşıyor olacaktı. Eğer, ağır hastaların cezaevinden hemen tahliye edilmesi için insanca bir sistem kurulmuş, işliyor olsaydı, Magdalena durumu ağırlaştıktan sonra tahliye edilmiş, en azından ülkesinin güneşini görebilmiş olacaktı. Bunların olmamasından kim sorumlu? Şu veya bu cezaevinin yönetimi ya da doktorundansa, işleyişi vicdana aykırı yasaları, düzenlemeleri sorumlu tutmalı ve acilen değiştirmeliyiz.

Magdalena’nın koğuş arkadaşlarından biri, kendisini ziyarete gelen avukatına, Magdalena de Winnaar’ın öldüğünü ve bunu bana ve CISST’a haber vermesini söylemiş. 5 Eylül 2012 Çarşamba günü aldık bu haberi. 6 Eylül günü bir koğuş arkadaşının daha yakını arayarak haber verdi Magdalena için de artık çok geç olduğunu. Geride kalan eşyaları arasında, bana yazılmış bir mektup varmış. Benim ona gönderdiğim ikinci mektuba ve sorularımıza verdiği cevapların olduğu mektup olmalı bu. Adresimizi oradan bulmuşlar…

Yani Magdalena’nın son mektubu, sitede yayınladığımız mektup değil… Bana yazılmış, ama yazan hayatını kaybedince gönderilememiş bir mektup var. O mektubu okuyup okuyamayacağımı henüz bilemiyorum. Ama elimden geleni yapacağım. Mümkün olursa koğuş arkadaşlarına ulaşıp bilgi alacağım Magdalena’nın ölümüne dair… Ve edindiğimiz tüm bilgileri bu siteye İngilizce olarak da koyacağız ki, eğer kendi ülkesinden birisi  Magdalena’yı arıyor ve bulamıyorsa, internetten de olsa akıbetini öğrenebilsin. Şimdilik, Magdalena de Winnaar’ın “kimsesi” biziz…

Bütün bunları buraya yazmak için, Radikal’in Magdalena hakkındaki haberi yayınlamasını bekledik, muhabirine sözümüz vardı. Bu arada Magdalena’nın ölümünü, onu ziyarete gittiğini haberlerden bildiğimiz milletvekili Veli Ağbaba’nın danışmanına haber verdik. Ağbaba Magdalena’yı görmeye giderken yanında çevirmen olmadığı için fazla konuşamamışlar. Kendisinin basına verdiği bilgiler de, Milliyet’te 8 Eylül’de çıkan şu haberde:

Ülkesinin güneşini göremeden öldü

Geçen yıl Atatürk Havalimanı’nda üzerinde kokain bulunan, cezaevinde lenf kanserine yakalanan Güney Afrikalı gazetecinin dramı yürek burktu. Cezaevinde büyük yalnızlık ve yoksulluk çeken Martha’nın hayali ülkesini bir kez daha görmekti.

  • BURCU KARAKAŞ İstanbul

Atatürk Havalimanı’nda bir yıl önce kokainle yakalanan Güney Afrikalı gazeteci Magdelena Martha (58), tutuklu bulunduğu Bakırköy Cezaevi’nde lenf kanserinden hayatını kaybetti. KCKdavasından Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Zeynep Kuray’a hikayesini anlatan Magdelena Martha, “Burada ölmekten ve bir daha ülkemin güneşini görmemektenkorkuyorum” demişti.
Martha’yı 27 Temmuz’da cezaevinde ziyaret eden CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Güney Afrikalı kadının ölümünü dün Twitter hesabından duyurdu. Ağbaba’nın verdiği bilgiye göre, gazeteci olan ancak en son Güney Afrika’da bir gazetenin ilan departmanında çalışan Martha, 1 yıl önce Atatürk Havalimanı’nda kokainle yakalandı. Tutuklanarak Bakırköy Kadın Cezaevi’ne konuldu. Hakkında yargılama yapılmasını ve tahliye olmayı bekleyen Martha’nın bir süre sonra sağlık sorunları başladı.
Ağbaba’nın 27 Temmuz’da cezaevinde görüştüğü Martha, sağlığının gittikçe kötüleştiğini söyleyerek çaresizliğini şöyle anlatmıştı:

‘Hiç param yok. Kantine gidemiyorum’
“Şikayetlerim boynumda bir ağrı ile başladı. Ağrım iyice artınca nefes alamaz hale geldim. Doktor hastaneye sevk etti, 3 ay tahlil sonuçlarını bekledim. Üç ay sonuç olmadığı için tedavi olamadım. 10 ay önce mamogram çekildi, hala sonuçlar gelmedi. Boğazım şişti, nefes darlığı başladı. Hastaneye 7. gidişimde lenf kanseri olduğum anlaşıldı. Teşhisten sonra 15 gün tedavi içinİstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yattım. 3 haftada bir kemoterapiye gitmem gerekiyor ama 4 haftada bir gidebiliyorum. Bu durumu 2 kez yaşadım. Bir hafta geciktiğim için tedavim sağlıklı olmuyor. Hastanede doktorum konsolosu aradı. ‘İçecek suyu bile yok’ demiş. Konsolos da, ‘O onun sorunu’ diye cevap vermiş. Konsolosluk hiç ilgilenmedi. Doktorum süt alıyor. Kurum müdürü ziyaretime geldi. Orada bulunanlar doğum günümde bana su ve kek aldılar. Konsolosluğa mektup yazdım ama cevap alamadım. Mahkemenin bir an önce bitmesini bekliyorum. Yalnızım, kimsem yok. Hiç param yok, kantine gitmiyorum. Ailem yok, para gönderen yok. Konsolosluk sahip çıkmıyor. Mektup yazacak param bile yok. Cezaevi, hastane ile ilgili şikayetim yok. 6 ay içinde İngilizce kitapların tamamını okudum. Doktorum İngilizce kitap getiriyor.”
Martha, KCK davasından Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Zeynep Kuray’a da hikayesini anlatmış ve “Burada ölmekten ve bir daha ülkemin güneşini görmemekten korkuyorum. Bana yardım edebilecek kimse yok mu?” demişti.

‘Tahliye talebinde dahi bulunmamıştı’
Milliyet’e konuşan CHP Milletvekili Veli Ağbaba, Martha’nın İspanyolca, İngilizce, Japonca, Portekizce ile üç farklı Afrika dili konuştuğunu belirterek, “Arkadaşlarının yardımıyla yaşama devam ediyordu. Cezaevindeki haklarından haberi yoktu. Bundan dolayı tahliye talebinde dahi bulunmamıştı. Mahkemenin bir an önce bitmesini bekliyordu. Devlet avukat vermiş ancak avukatının mahkeme dışında kendisiyle görüşmediğini söylemişti. Avukatın adını bilmiyordu” dedi.  Güney Afrika Büyükelçiliği yetkilileri ise, cenazenin ülkesine gönderilmesi için işlemlerin tamamlanmak üzere olduğunu belirtti.

‘Tahliyesini bile istemedi’

CHP Milletvekili Veli Ağbaba, Martha’nın İspanyolca, İngilizce, Japonca, Portekizce ile üç farklı Afrika dili konuştuğunu belirterek, “Arkadaşlarının yardımıyla yaşama devam ediyordu. Cezaevindeki haklarından haberi yoktu. Bundan dolayı tahliye talebinde dahi bulunmamıştı. Mahkemenin bitmesini bekliyordu. Devlet avukat vermiş ancak avukatının mahkeme dışında kendisiyle görüşmediğini söylemişti. Avukatın adını bilmiyordu” dedi.

(http://gundem.milliyet.com.tr/ulkesinin-gunesini-goremeden-oldu/gundem/gundemdetay/08.09.2012/1593008/default.htm?ref=OtherNews)

Reklamlar

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Sayaç

  • 194,599 ziyaret

Bu siteyi takip etmek, yeni eklenen yazıları e-posta mesajı olarak almak için e-posta adresinizi girin.

İletişim

Bize ulaşmak için:

e-posta: hapistesaglik@gmail.com
twitter: @hapistesaglik

Telefon / Faks: 0212 293 69 82

Adres:
CİSST/TCPS
Katip Mustafa Çelebi Mah. Billurcu Sok. No:5/2
Beyoğlu / İSTANBUL

%d blogcu bunu beğendi: